19 Mart 1975: Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti kuruldu

19.03.2017 - 11:59

İşçi sınıfının ve devrimcilerin verdiği mücadelenin giderek yükselmesi üzerine, burjuvazinin özlemlerinin bir ifadesi olarak dönemin cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, 19 Mart 1975 tarihinde Süleyman Demirel'i hükümeti kurmakla görevlendirdi. Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyetçi Güven Partisi tarafından kurulan koalisyon, ilk iş olarak işçi sınıfına savaş ilan etti.

12 Mart 1971 darbesinden sonra Nihat Erim tarafından kurulan darbe hükümeti, başlattığı "Balyoz Harekâtı" ile işçilere ve devrimcilere savaş ilan etti. THKO önderi Deniz Gezmiş ve arkadaşları yakalanarak idama mahkûm edildi, onları kurtarmak için çeşitli eylemlere girişen THKP-C önderi Mahir Çayan ve arkadaşları ise Kızıldere'de katledildi. Başta büyük şehirler olmak üzere çok sayıda ilde sıkıyönetim ilan edildi, sol partiler ve sendikalar kapatıldı, hapishaneler işçi önderleri ve devrimcilerle dolduruldu.

12 Mart darbecilerinin tüm bu çabaları, işçi sınıfının mücadelesinin ve devrimci hareketin yükselişini durduramadı. 1975 yılına gelindiğinde ülkedeki sosyal ve ekonomik kriz iyice derinleşti, egemen sınıfların korkuya kapılmasına neden oldu. 19 Mart 1975'te kurulan Milliyetçi Cephe Hükümeti, aslında 12 Mart cuntasının ezemediği devrimci yükselişin olağanüstü yöntemlere başvurularak durdurulmasını isteyen burjuvazinin özleminin bir ifadesiydi.

Bu cephe AP, MSP ve MHP'den oluşuyordu, başında ise Süleyman Demirel vardı. Milliyetçi Cephe Hükümeti, daha ilk günden itibaren egemenlerin taleplerini yüksek sesle dile getirmeye başladı. Demirel, adeta Mussolini gibi konuşuyordu: "Komünizm ile mücadelemiz devam edecektir. Gerekirse bu mücadelede şehadet mertebesine de ulaşırız. Bozguncuları behemehal bozguna uğratacağız."

Faşist MHP ise iktidar olmanın avantajlarını kullanarak hızla örgütlenmeye ve militanlarını devlet kadrolarına yerleştirmeye başladı. Ülkenin dört bir yanına kurulan komando kamplarında, faşist güruhlar Nazi Almanyasını aratmayacak bir eğitime tabi tutuluyordu. Ülkücü faşistlerin oluşturduğu çeteler her yerde terör estiriyor, Demirel ise 1976'da MHP'nin Hergün gazetesine verdiği demeçte "Ülkücü gençlik milletimizin teminatıdır. Ülkücüleri suçlayanların devleti yıkmak isteyenler olduğu bellidir" diyordu.

Faşistler, 1975'te Sivas Divriği'nde camiye bomba konulduğu yalanıyla Alevileri ve Sünnileri birbirine düşürmek için provokasyonlara başladılar. Bu girişim, sonuç vermese de, gelecekte yaşanacak olan Çorum, Maraş katliamlarının habercisi niteliğini taşıyordu. İşçilere, devrimcilere hemen her gün saldırılar düzenleniyor, işçi mücadelesinin yükselişinin önüne geçebilmek için, egemenler faşistler dahil tüm imkânları kullanıyordu.

1 Mayıs 1977'de Taksim Meydanı'nda yüz binlerin katıldığı bir miting düzenlendi. Mitingde kalabalığın üzerine çevredeki binalardan ateş açıldı. Açılan ateş ve ardından yaşanan izdiham esnasında 37 kişi hayatını kaybetti. 5 Haziran 1977'de yapılan seçimleri CHP kazandıysa da, çoğunluğu sağlayamadığı için İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti kuruldu.