30 Aralık 1916: Rusya'da kötü gidişatın sorumlusu ilan edilen Rasputin öldürüldü

30.12.2016 - 12:53

Grigori Yefimoviç Rasputin, Rusya tarihinin en ilginç simalarından biriydi. Sahip olduğu iddia edilen doğaüstü güçleri sayesinde Çar'ın küçük oğlu Alexei'nin hemofili hastalığını iyileştirince, sarayda büyük güç kazandı. Savaş karşıtı kimliğiyle kısa zamanda çok sayıda düşman edindi ve kötü gidişatın sorumlusu ilan edilerek birkaç soylu tarafından öldürüldü.

Rasputin, 22 Ocak 1869 yılında Ural Dağları'nın eteğindeki Pokrovskoye köyünde doğdu. Çocukluğu hakkında fazla bir bilgi mevcut değildir. Anlatılanlara göre daha küçük yaşlarından itibaren kendisinde insanları etkileme yeteneği olduğu anlaşılmıştı.

On sekiz yaşlarına geldiğinde Rasputin hırsızlık suçlamasıyla tutuklandı ve üç aylık bir süre için bir manastıra kapatıldı. Rasputin burada Meryem Ana vizyonları görmeye başladı ve kendisini ermiş ilan etti. Ancak bu durum etrafında fazla ilgi uyandırmadı, çünkü o dönemde derin bir ekonomik ve sosyal krizin içinde bulunan Rusya, halkın acılarına çare bulacağını iddia eden ermişler ve şifacılarla doluydu.

1900'lü yılların başında Rasputin uzun bir geziye çıktı; Yunanistan'a kadar uzanan gezisinde meşhur Athos Dağı'nı da ziyaret etti. Geri döndüğünde St. Petersburg'a yerleşti, burada mistik bir şifacı ve aziz olarak tanınmaya başladı.

Bu dönemde Çar'ın küçük oğlu Alexei'nin hastalığı meselesi ortaya çıktı. Alexei, hemofili hastasıydı, bu genetik hastalık ona büyük büyükannesi İngiltere kraliçesi Victoria'dan miras kalmıştı. O dönemde tıp hemofiliye henüz çare bulamamıştı. Alexei'nin üç yaşındayken oynarken düşmesi ve iç kanamanın bir türlü durdurulamaması, Çariçe'yi alternatif tedavi yöntemleri aramaya itti.

Bunun üzerinde nedimelerinden Anna Vyrubova, Çariçe'ye Rasputin'den söz etti. Papaz arka kapıdan saraya alındı ve iddialara göre Alexei'nin başında bir süre dua ederek çocuğun iç kanamalarını durdurdu.

Bu durum, Rasputin'in Çar ve Çariçe nezdinde büyük bir itibar kazanmasına neden oldu. Ancak çocuğun hastalığı tam olarak geçmemişti. Sık sık durdurulamayan kanamalar gösteriliyor, her defasında Rasputin saraya çağrılıyordu. Kısa sürede saray erkanının vazgeçilmezlerinden biri oldu.

Fırtınalı bir yaşamı olan Rasputin, bir süre için büyük bir ilgi gördüyse de, tepkileri üzerinde toplamakta gecikmedi. Bu tepkiler onun fazla içki içtiği ve çok sayıda kadınla birlikte olduğu, cinsel yaşamında sınır tanımadığı, hatta rahibelere bile tecavüz ettiği iddiaları üzerinde yoğunlaşıyor olmasına karşın, asıl mesele bir köylünün Çar ailesine fazla yaklaşmış olmasıydı.

Rasputin bir köylü olarak içinden çıktığı toplumu çok iyi tanıyordu. Köylülerin krizden en fazla etkilenen kesimlerin başında geldiğini biliyor, Çar'a savaş karşıtı bazı düşüncelerini empoze etmeye çalışıyordu.

Bu durum özellikle saray çevrelerinde savaştan ve kandan beslenen kesimlerin tepkisini toplamakta gecikmedi. Rasputin'in Alman ajanı olduğu söylentileri yayıldı. Aleyhinde büyük bir kampanya başlatıldı; kısa süre öncesine kadar bir aziz olarak görülen Rasputin, gazetelerde artık bir şeytan olarak tasvir ediliyordu.

Şartların oluştuğuna kanaat getiren Prens Felix Yussupov başkanlığında bir soylu grubu, Rasputin'i ortadan kaldırmaya karar verdi. 30 Aralık 1916 tarihinde Rasputin nasıl gerçekleştiği henüz tam olarak anlaşılamayan bir şekilde öldürüldü. Zanlılar kısa sürede yakalandı; ancak verdikleri ifade onu daha da şeytanlaştırmaya yönelikti. İddiaya göre Rasputin'e siyanürlü pasta ve şarap ikram edilmiş, ancak papaz bol bol yiyip içmesine karşın bu güçlü zehirden hiç etkilenmemişti. Bunun üzerine Yusuppov ona bir kaç el ateş etmiş, Rasputin olduğu yere yığılmış, fakat hemen ardından ayağa kalkmış, prensin gözlerinin içine bakarak bir şeyler söylemiş ve oradan hızla kaçmaya başlamıştı. Sarayın bahçesinde koşarken birkaç kez daha vurulan Rasputin, artık kalkmamak üzere yere yığılmıştı. Prens ve adamları öldüğünden emin olmak için Rasputin'in cesedini Neva Nehri'nin buzlu sularına atmışlardı.

Rasputin'in doğaüstü güçlere sahip olduğu ve bu sayede Çar'ı kontrol altına aldığına halkı ikna etmeye yönelik bu ifade, Rasputin'in cesedine yapılan otopsiyle çürütüldü. Otopside onun ölmeden önce ağır bir işkenceye tabi tutulduğu ortaya çıktı. Papazın sağ gözü yuvasından çıkmıştı, bütün vücudu ezikler ve yaralarla kaplıydı. Özellikle karın bölgesi ve vücudunun alt kısmının durumu çok kötüydü. Katiller büyük ihtimalle Rasputin'e işkence yaparak ondan bazı itiraflar almak, hatta belki de Çariçe'yle olan ilişkisine dair ayrıntıları öğrenmek istemişlerdi. Rasputin'in kan tahlilinde ve midesinde yapılan incelemelerde de siyanür izine rastlanmamıştı.

Rasputin, sonuç itibarıyla savaşın felaketini en fazla yaşayan geniş köylü kitlelerinin resmi olmayan bir temsilcisiydi. Köylülerin savaş karşıtı arzu ve isteklerini belki de bölük pörçük ve belli bir sistem içinde olmasa dahi Çar'a empoze etmeye çalıştığı için savaştan beslenenler tarafından öldürülmüştü.