Alper Görmüş

Alper Görmüş son yazıları

20.11.2017 - 10:09

Cunta’nın atama listeleri, tahliyeler ve şeytanın ‘sor’ dediği...

15 Temmuz cuntasının o gece yayımladığı sıkıyönetim komutanlıkları listelerinde yer aldıkları için tutuklanan subayların giderek artan sayıdaki tahliyeleri akla şu soruyu getiriyor: Cunta, darbenin başarıya ulaşmasından sonra dayanacağı en önemli kadro olan sıkıyönetim komutanlarını seçerken nasıl olmuş da bu kadar gevşek davranmış? Öyle ya, ordudaki tüm generallerin yüzde 50’si, albayların ise çok daha fazlası kendisine bağlı olan bir cunta neden bu kadroların tümünü kendi adamlarından oluşturmamış?

Hürriyet gazetesi yazarı Sedat Ergin’in 14-17 Kasım arasında yayımladığı beş bölümlük “15 Temmuz ve görevlendirme listeleri” yazı dizisinin ilkinin alt başlığı, bu dizinin temel sorusunu da ortaya koyuyordu: “Listedeki her isim darbeci mi?”

Sedat Ergin, 15 Temmuz cuntasının o gece yayımladığı sıkıyönetim komutanlıkları listelerinde ve başka görevlendirme listelerinde yer aldıkları için tutuklanan çoğu general muvazzaf askerlerin dosyaları üzerinden yaptığı araştırmada, yargı heyetlerinin bu soruya “hayır” cevabını verdiğini anlatıyor. Çünkü, dosyalara bakan mahkeme heyetleri, gıyaplarında o listelere eklenen isimlerin bir bölümünün o gece darbecilerin safında yer almadıklarına kesin olarak ikna olmuşlar ve bazılarının tahliyelerine karar vermişler. Ergin, yazı dizisinde, listelerde yer alan ve tutukluluk halleri halen devam eden bazı subaylarla ilgili bilgiler de veriyor ve onların da darbeye katılmamış olduklarını güçlü bir biçimde ima ediyor.

Sedat Ergin, 15 Temmuz darbe davalarına bakan mahkemelerin biribiri ardına verdiği tahliye kararlarının bir içtihadı akla getirecek ölçüde arttığı kanaatinde:

“Savcılar, 15 Temmuz’un olağanüstü koşulları içinde görev tanımlarının gereği olan şüphecilik içinde darbecilerin görevlendirme listelerini ‘kuvvetli şüphe nedeni’ olarak yorumladılar. Bu durum pek çok general ve subayın tutuklanmasına yol açtı. Bu askerlerin önemli bir bölümü 16 aydır tutuklu bulunuyor.

“Bununla birlikte, son aylarda mahkemelerde ilginç bir yöneliş de ortaya çıkmaya başladı. Birbiri ardına çıkan kararlar, görevlendirme listeleri üzerinden suçlanan askerleri -suçlamayı destekleyen başka deliller yoksa- tahliye etme yönünde bir içtihadın uç vermekte olduğuna işaret ediyor.”

İki örnek olay: Aylar süren tutukluluktan tahliyeye

Ergin, “bu yönelişin en çarpıcı örnekleri” dediği iki tahliye kararını da şöyle anlatıyor yazısında:

“Bu yönelişin en çarpıcı örneklerinden biri darbecilerin görevlendirme listesinde adının karşısında ‘İstanbul Sıkıyönetim Komutanı’ diye yazdıkları dönemin Üçüncü Kolordu Komutanı Korgeneral Erdal Öztürk’ün tahliye edilmesi oldu. (...) Savunmasından, darbe sırasında Side’de tatilde olan Öztürk’ün telefonla verdiği talimatlarla kendi birliklerinin darbeye katılmasını önlemek için yoğun bir çaba sarf ettiği anlaşılıyor. Üstelik Öztürk, gece 01.05’te TGRT’ye, 01.57’de NTV’ye bağlanarak, darbeye karşı olduğunu açıklayarak, darbeye katılan birliklere kışlaya dönmeleri çağrısında bulunmuştu. (...) İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, geçen 27 Eylül tarihinde Öztürk’ün denetimli serbestlikle tahliyesine karar verdi.

“Bir diğer kayda değer örnek, darbecilerin listesinde adının karşısına ‘Şırnak Sıkıyönetim Komutanı’ yazılan dönemin 23. Jandarma Sınır Komutanı Tümgeneral Abdullah Baysar ve aynı listede ‘yardımcısı’ olarak gösterilen dönemin Şırnak Altıncı Motorlu Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Mesut Savaş’ın tahliye edilmiş olması...”

Sadece Ergin’in zikrettikleriyle sınırlı değil

Sedat Ergin beş gün boyunca başka örneklere da atıfta bulunuyor, fakat onun incelediği dosyaların dışında benzer dosyalar da var. Ergin’in yazı dizisinin ikinci gününde (15 Kasım) ajanslara düşen üç tahliye kararı mesela:

“Cuntacıların hazırladığı atama listesinde adları yer alan 3 generale tahliye / 15 Temmuz darbe girişiminde Yurtta Sulh Konseyi üyelerince belirlenen atama listesinde isimleri bulunan tutuklu 3 eski general hakkında tahliye kararı verildi. Eski Tuğgeneraller Murat Yaygın ve Celalettin Çoban ile Tuğgamiral Ercan İnceoğlu'nun yargılandığı davanın görülmesine Ankara 19. Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

“Sıkıyönetim atama listesine göre, 15 Temmuz’da MSB Personel Başkanı olan Yaygın, Devlet Personel Başkanı olarak görevlendirilmiş, MSB Milli Mayın Faaliyet Merkezi Başkanlığı görevini yürüten Çoban, Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığına, MSB’de Genel Plan ve Prensipler Daire Başkanı olan İnceoğlu ise Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı’na atanmıştı.”

Ve bir Yargıtay kararı...

15 Temmuz cuntasının hazırladığı sıkıyönetim komutanlıkları ya da görevlendirme listelerinde yer almayı suç isnadı için yeterli saymama yönündeki eğilimin, geçtiğimiz temmuz ayında Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin verdiği bir karardan (da) güç aldığı muhakkak...

Söz konusu kararda, “Yurtta Sulh Konseyi’nce gönderilen sıkıyönetim direktifine ekli listede sıkıyönetim komutanı olarak atanmış olmanın tek başına bu suça iştirak olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı” vurgulanıyordu. Zaten bazı mahkemeler, tahliye kararlarında bu Yargıtay kararına da atıfta bulunuyorlar.

Şeytan’ın “sor” dediği

15 Temmuz cuntasının atama listelerinde yer aldıkları için tutuklu olarak yargılanan subayların -suçlamayı destekleyen başka deliller yoksa- tahliyelerini, hiç kuşkusuz darbe davalarında bugüne kadar yapılmış hataların düzeltilmesi yönünde atılmış bir adım olarak görmek gerekiyor.

Fakat o listelerde yer alanların hatırı sayılır bir bölümünün darbe gecesi darbecilerle birlikte hareket etmedikleri keyfiyeti, akla Sedat Ergin’in hiç sormadığı bir soruyu getirmiyor mu?

Soru şu: Cunta, darbenin başarıya ulaşmasından sonra dayanacağı en önemli kadro olan sıkıyönetim komutanlarını seçerken nasıl olmuş da bu kadar gevşek davranmış? Öyle ya, ordudaki tüm generallerin yüzde 50’si, albayların ise çok daha fazlası kendisine bağlı olan bir cunta neden bu kadroların tümünü kendi adamlarından oluşturmamış?

Sedat Ergin’in verdiği bir örnek, bu sorunun ne kadar yerinde olduğuna ilave bir katkı getiriyor:

“Bunlar arasında FETÖ/PDY’nin Balyoz kumpasında mahkûm edip hapse attığı ancak Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında beraat edip ardından tuğgeneralliğe terfi eden Levent Ergün gibi isimler de var. Görevlendirme listesine göre, FETÖ’cü darbeciler, FETÖ mağduru Tuğgeneral Ergün’ü Tunceli Sıkıyönetim Komutanlığı’na atamışlar.”

Mahkemeler tahliye kararları almaya devam ederlerse, yukarıda ifade ettiğim soru hiç kuşkusuz çok daha yakıcı bir hal alacaktır... O zaman, 15 Temmuz darbesinin bir koalisyon olarak başladığı, fakat belli bir andan itibaren bir grubun ya da bazı grupların çekilip darbenin tamamını Gülenci generallere ihale ettiği yönündeki iddiaları yeniden tartışmak zorunda kalabiliriz.

Alper Görmüş

alpergormus@gmail.com

(Serbestiyet)