Hindistan’daki 1 Mayıs’ın ateşi nereden geliyor?

04.05.2017 - 14:46
Haberi paylaş

Dünyanın dört bir yanında 1 Mayıs coşkuyla kutlandı. Hindistan’da da kadınlar başta olmak üzere milyonlarca işçi alanlardaydı. Ancak bu coşku yeni değil, öncesi de var.

Hindistan dünyaya en çok göçmen gönderen ülkelerden biri ve dünya yoksullarının yüzde 33’ünün ev sahibi. Buna rağmen dünyanın en büyük üçüncü ekonomisine sahip. Kapitalist sistemde sömürü düzeninin en büyük örneği. Bu yüzden de bu sömürü çarkında kadınların ve işçilerin grevlerini, isyanlarını duyar olduk. Bu isyanın sesini 2017 1 Mayıs’ında alanlarda da gördük. O öfkeyi, o bıkmışlığı, o ‘Tak etti artık’ hissini 1 Mayıs çok açık biçimde anlatıyordu.

Peki, neydi bugüne kadar kadınları ve işçileri canına tak ettiren; neydi kadınları isyan ettiren? Kısaca hatırlayalım!

Çay işçisi kadınların direnişi

Kerala, Hindistan’ın güney batısında, 31 milyon nüfuslu, yemyeşil Munnar çay tepeleri ve tropik plajlarıyla ünlü bir eyalet. Uçsuz bucaksız yeşile boyalı Munnar çay bahçelerinde binlerce kadın çay toplayıcısı, Kanan Devan Hills Plantations Şirketi için çalışıyor. Bu şirket Tetley Çay’ın da sahibi olduğu Hint kökenli uluslararası otomotiv devi Tata’nın da bir parçası. Çay bahçelerinde çalışan işçiler esasında Hindistan işçi sınıfının en yoksul kesimini oluşturuyor. Örneğin çay işçilerinin günlüğü 232 rupi (3.5 dolar) çay toplayıcısı kadınlar, gün doğumundan alacakaranlığa Kerala’daki ortalama işçi ücretlerinin yarısına çalışıyorlar. "Birçoğu boş mideyle işe başlıyor. Aslında bir bardak çay içecek kadar bile vakit bulamıyoruz" diyorlar. Kadınlar dik çay tepelerine doğru omuzlarında 70 kiloluk sepetlerle yamaçları aşıyorlar. Tuvaleti dahi olmayan teneke kulübelerde aileleriyle birlikte kalıyorlar. Fakat elektrik, pirinç, yatak ve battaniye tutarı işçilerin maaşlarından kesiliyor. Bunca çilenin, her gün açlığa karşı verilen sınavların üzerine şirketin işçilere ödediği yüzde 10 ikramiyeyi kesmesi işçi kadınların isyanının kıvılcımını ateşleyen sebep oluyor. 6 bin çay toplayıcısı kadın 5 Eylül 2015’de iş bırakıyor ve 9 gün süren fiili greve başlıyorlar.

Grevin yedinci gününde kadınlar Kerala’nın en önemli turizm merkezlerinden biri olan Munnar’ı işgal ediyor, ticaret ve turizm faaliyetlerini neredeyse durduruyorlar. Yerel politikacılar kadınlara hem destek hem de şirketle devam eden müzakerelere aracılık etmek için direnişçi kadınların yanına gidiyor. Kadınların talepleri karşılanıncaya kadar mücadele edeceklerini ve bunda ısrarcı olduklarını göstermeleri üzerine direnişin dokuzuncu gününde şirket kadınların taleplerini büyük oranda kabul ediyor. Müzakerelerde kadınlar kendilerini temsil ediyorlar, sendikanın temsiline izin vermiyorlar. Kadınlar bu arada eylemlerini ‘Kadınlar Birliği’ çağrısıyla yapıyor. Sonuç olarak: ikramiye hakkını yeniden verilmeye başlanması dahası yüzde 20’ye yükseltilmesi. İşçilerin günlük ücretleri de 232 rupiden 301 rupiye (4.6 dolar) yükseltiliyor, barınma ve diğer sosyal yardımlara yapılan zamlarla birlikte günlük yevmiye 436 rupi ye (6.60 dolar) çıkıyor. Sendika da bu anlaşmayı imzalamak durumunda kalıyor.

Bengaluru tekstil grevi

Bengaluru Hindistan’ın tekstil kenti ve 18 Nisan 2015’de 10 bin işçi yolları trafiğe kapatarak gösteri yaptı. İşçiler, eyalet hükümetinin işçi haklarına, özellikle de emeklilik fonlarına yönelik yasal değişikliklerini protesto ettiler. Eylemlere katılanların yüzde 80’i kadın işçilerdi. Kendiliğinden başlayan öfkeli eylemler dinmeyince hükümet teklifini geri çekti. Bir tekstil grevi de Karnataka ve Tamil Nadu'nun güneydeki eyaletlerdeydi. Çoğunluğu kadın olan giyim işçilerince de protesto gösterileri yapıldı.

 

Temizlik işçilerinin grevinde kadınlar yine başroldeydi

Ahmedabad kentinde temizlik işçileri kalıcı iş talebiyle greve çıktı. Bütün kentte bir tane temizlik işçisinin dahi kadrolu işi, sağlık sigortası hatta düzgün bir maaşı yok. Hükümet partisi BJP ise grevi kırmak için talimat verdi. İşçiler dövülerek gözaltına alındı, yerlerde sürüklendi. Polis hamile bir kadın işçiyi dahi hastanelik etti. Ancak geri adım attıramadı. Son günlerde belediyenin şoförleri de greve katıldı. Bu hareketin de öncüleri kadın işçiler oldu. Polisle karşı karşıya gelenler kadın işçilerdi. Her gün birkaç kadın polis saldırısı nedeniyle hastaneye kaldırılıyordu. Buna rağmen durmadılar. Grev 36 gün boyunca sürdü. Belediye en son işçilerin kadro ve ücretlerinin iyileştirilmesi taleplerini kabul etti.

Yeni bir kıvılcım: Tuğla işçisi kadınlar örgütleniyor

Hindistan'ın Punjab eyaletinden yüzlerce kadın tuğla fırını işçisi ülkenin görünmeyen emeği ve onlar görünebilmek için daha fazla ses çıkarıyorlar. Talepleri ise daha iyi ücret alabilmek ve konakladığı yerlerin iyileştirilmesi. Bilim ve Çevre Merkezine göre Hindistan'da on binlerce tuğla fırınında 10 milyon işçi çalışıyor ve bunların yarısı kadın. Ancak tuğla fırını işçilerine dair herhangi bir resmi rakam yok. Burada çalışan işçiler ise ‘ Kazanmıyoruz hiç paramız olmuyor çünkü aldığımız borca gidiyor’ diyor. Çünkü çalışanları çoğu ya borçlu ya da harç ödüyor. Burada çalışan kadınlar da kocalarından ayrı ücret alamıyor. Burası ile ilgili çalışma yapan aktivistler kadın işçilerin çoğunun cinsel istismara maruz kaldığını, hamile kadınların tıbbi tesislere erişemediğini söylüyor. Ancak tuğla fırını işçisi kadınların daha iyi yaşam koşullarına sahip olması için geçen yılın nisan ayından beri hummalı bir örgütlenme çalışması yapılıyor. İmza kampanyaları yapılıyor. Kadınlar bir araya geliyor.

Dünyanın en büyük grevi

2 Eylül 2016’da yüz milyonu geçkin Hindistanlı kamu çalışanı ücret zammı için greve çıktı. Kamu bankaları ve enerji santralleri kapandı, toplu ulaşım birçok eyalette çalışmadı, kamu sanayi işçileri iş bıraktı. Bangalore kentinde okullar ve kolejlerde ders yapılmadı, Haryana’da 4 bin 200 otobüs çalışmadı. Hindistan’ın ekonomik başkenti Mumbai’de ve resmi başkenti Delhi’de hemşireler grevde olduğu için ameliyatların çoğu ertelendi. Birçok kente yollara barikatlar kuruldu, trafik engellendi. Sendikaların öncülüğündeki bu kamu grevi “dünyanın en büyük grevi” olarak nitelendirildi ve ekonomiye 2 milyar avro ‘zarar’ verdiği açıklandı. Sendikaların temel talepleri özetle; ücretlerin uluslararası normlara uygun olarak yükseltilmesi, işsizliğin azaltılması için istihdam önlemleri alınması, iş yasalarının istisnasız uygulanması ve ihlallerin cezalandırılması, tüm işçiler için sosyal güvenlik, aylık asgari ücretin 18 bin rupiye yükseltilmesi, herkes için emeklilik hakkı, kalıcı sözleşme, eşit işe eşit ücret ve eşit ikramiye oldu. Bu ulusal greve 140 milyon çalışanın katıldığı açıklandı.

Yazı, ekmekvegul.net’ten alınmıştır.

Bültene kayıt ol