Boğaziçili öğrencilerin aileleri: “Bizim çocuklarımız barış istedi”

10.04.2018 - 18:19

Boğaziçi Üniversitesi’nde gözaltına alınan ve tutuklanan öğrencilerin aileleri basın açıklaması yaptı.

Okulda milliyetçilerin 'Afrin lokumu' dağıtmasını protesto ettikleri için Tayyip Erdoğan'ın da hedef göstermesiyle gözaltına alınan ve tutuklanan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin aileleri bir araya geldi. İstanbul Tabip Odası'nda (İTO) basın açıklaması yapan ailelerle çok sayıda siyasetçi ve STK dayanışma gösterdi.

22 Mart günü sabah saatlerinde yurt ve evlere yapılan polis baskınlarıyla gözaltına alınan ve 3 Nisan'da savcılığa çıkarılan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme sonucunda öğrencilerinden 9’u o gün “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanırken, 6 öğrenci adli kontrol talebiyle serbest bırakıldı. Tutuklamalardan iki gün sonra bir öğrenci daha arkadaşlarına destek verdiği gerekçesiyle tutuklandı.

Boğaziçili öğrencilerin tutuklanmasının ardından bir araya gelen aileler bugün İTO'da basın toplantısı düzenledi. Toplantıda tutuklu öğrenciler Esen Deniz Üstündağ’ın ablası Özlem Kösem, Yaren Tuncer’in annesi Özgür Tuncer ve Deniz Yılmaz’ın babası Bülent Nazım Yılmaz söz aldı.

"Kimsenin çocuklarımızın okuma özgürlüğünü ellerinden alma hakkı yok"

Deniz Yılmaz’ın babası Bülent Nazım Yılmaz, çocuklarının okuma özgürlüklerini ellerinden almaya kimsenin hakkının olmadığını ifade ederek, “Tutuklanan, soruşturmaya uğrayan çocuklarımızın geçmişlerinde büyük emekler, çabalar vardır. İlkokul dahil okudukları tüm okullarda büyük başarılar elde etmişlerdir. Hepsi Türkiye’nin, yaşadıkları şehirlerin en önemli okullarından mezun olmuşlardır. Yani hepsinin geçmişlerinde önemli başarılar vardır ve bu başarılarla Boğaziçi Üniversitesi’ne yerleşmişlerdir. Çocuklarımız üniversite sınavlarında büyük başarılara imza atarak Boğaziçi Üniversiteli olmuşlardır. O nedenle kimsenin çocuklarımızın okuma özgürlüklerini ellerinden almaya hakkı yoktur. Çünkü bu başarılar kimsenin lütfuyla gerçekleşmemiştir" diye konuştu.

"Bunlar barış isteyen çocuklar"

Yaren Tuncer’in annesi Özgür Tuncer de “Yavrumu her cana karşı duyarlı, toplumda yaşanan olaylara karşı duyarlı yetiştirdim. Bu çocuklar topluma karşı duyarlı çocuklar. Evlerinde özgürce konuşabildikleri için sokaklarda da düşüncelerini özgürce ifade edebileceklerini zanneden, din, dil ırk, vicdan ayrımı gözetmeyen çocuklar. Çocuğum henüz 18 yaşında hazırlık sınıfı öğrencisi. Fikirleri öğrenmeye çalışan çok mükemmel bir çocuk yetiştirdiğime inanıyorum. Bunlar barış isteyen çocuklar” ifadelerini kullandı.

"Kalem tutması gereken elleri kelepçeyle tanıştı"

Esen Deniz Üstündağ’ın ablası Özlem Kösem ise şöyle konuştu:

"Kardeşim 23 Mart tarihine kadar sıradan bir barınak gönüllüsüydü. Barınağa gidip onları besleyen bir öğrenciydi. Ama 23 Mart’tan bu yana kalem tutması gereken elleri şu anda kelepçeyle tanıştı. Ben hepsinin eğitim haklarına geri kavuşmasını ve şu anda oldukları cezaevlerinden bir an önce salıverilmelerini talep ediyorum."

"Boğaziçi Üniversitesi büyük acı çekiyor""

Ailelerin ardından Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Faruk Birtek söz aldı. Boğaziçi Üniversitesi için "Büyük acı çekiyor" diyen Birtek, tutuklanan ve gözaltına alınan öğrencilerden "terörist" olmayacağını belirtti. Birtek, şunları söyledi:

"Bizim üniversitemize dışarıdan tecavüz olmuştur. Dünyanın dört üniversitesinde hocalık yaptım bunlar eşsiz çocuklar. İsmi geçen çocukların pırıl pırıl olduklarına eminim, onlardan terörist olamaz. 18 yaşındaki bir kızı videolarda resmi varmış diye alıp götürüyorlar. Bütün çocukların suçsuz olduğu ortaya çıkacak. Dershanede berabersek hapishanede de onlarla olmak istiyorum ben, dayanamıyorum. Eğitim hakkı ilk gündeme geldiğinde baş örtülü öğrenciler vardı ve girebildikleri tek üniversite Boğaziçi’ydi. Biz o dönem anayasal suç işledik. Ama bugün anayasada komünist öğrenci okula giremez diye bir şey yok, öğrencilere yapılan muameleye bakın. Bizim üniversitede her görüş istendiği şekilde ifade edilir. Tutuklanan öğrencilerden birini çok yakından tanıyordum. İsmi Noyan'dı. Noyan derse takım elbise ile gelen, herkese saygılı olan, barış isteyen bir öğrenciydi. Karıncayı bile incitmezdi."

“Devleti yönetenlerin çocuklarımızın eğitim hakkının ellerinden alınacağına dair sözlerini kabul etmiyoruz. Bu çocuklar kimsenin lütfuyla Boğaziçi Üniversitesi’ne yerleştirilmemişlerdir.”

"Bizim üniversiteye dışarıdan tecavüz olmuştur. Bunların terörle falan alakaları yok. Hepsi benim öğrencim. İçim ağlıyor. Masum oldukları ortaya çıkacak. Ben de onlarla olmak istiyorum. Derslikte berabersek hapiste de birlikte olmak istiyorum."

(Cumhuriyet)