OHAL Komisyonu’ndan beklenti yok

12.09.2017 - 15:57

Olağanüstü hâlde oluşan mağduriyetleri gidermek için kurulduğu açıklanan OHAL Komisyonu’na başvurular 14 Eylül günü sona eriyor. Şu ana kadar yaklaşık 80 bin kişinin başvurduğu komisyonuna başvurulara dönük beklentiler ise düşük. Marksist.org, komisyona başvuran ve KHK ile işinden ihraç edilmiş emekçilerle görüştü.

OHAL Komisyonu’na başvurular devam ediyor. Şu ana kadar yaklaşık 80 bin kişinin başvurduğu komisyona başvurular 14 Eylül Perşembe günü sona eriyor. Komisyona başvuru yapan isimlerle görüştük. 677 sayılı KHK ile aynı zamanda Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) işyeri temsilcisi olduğu Ç;ankaya Toplum Sağlığı Merkezi’nden ihraç edilen Mahmut Konuk ve 686 Sayılı KHK ile Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden ihraç edilen Nur Betül Çelik ve Merve Diltemiz Mol ile görüştük. KHK İle ihraç edilen emekçilerin ortak vurgusu komisyondan bir beklentileri olmadığı yönündeydi.

 “Politik zemini yeniden inşa etmek lazım”

Prof. Dr. Nur Betül Çelik Barış İçin Akademisyenler’in “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladığı için profesör olarak çalıştığı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden 686 sayılı KHK ile ihraç edilen Nur Betül Çelik,  komisyona başvurusunu yaptığını ancak buradan bir beklentisi olmadığını belirtti. Bunun prosedürü tamamlamak için yapılmış bir başvuru olduğunu söyleyen Çelik, içinde bulundukları durumdan kısa vadede bir çıkış göremediğini söyledi. Çelik, “Önceden biraz daha net konuşabiliyorduk ama şimdiki tabloda bir bulanıklık olduğunu düşünüyorum. Öyle kolay kolay yorum da yapamıyoruz, tespitte bulunamıyoruz, gelecek için bir öngörüde bulunamıyoruz” dedi.

Politik zeminin ortadan kalktığının altını çizen Çelik, herhangi bir tavrın duvara çarpıp döndüğü bir atmosferde yaşadığımızı söyleyerek, şöyle devam etti: “Herhangi bir talebin veya bir etkinin başarılı olabilmesi için tanıma anlamına gelecek bir karşı duruş olmalı. Bu bile yok. Bu, bana politik anlamda büyük bir tıkanma olduğunu ve talep oluşturabilmenin bile imkânsız hâle geldiğini gösteriyor. Biz hâlen talep etmeyi sürdüren bir grup gibi görünüyoruz, diğerlerine göre daha şanslı sayılabiliriz. Hiç değilse bizi muhatap alıyorlar. Taleplerin muhatap alınmadığı bir yerde artık onlara talep diyemeyiz.”

Her yeni KHK’nın yeni bir kapının kapanması anlamına geldiğinin altını çizen Çelik, “Bu konuda işçi hareketlerinde bir umut var gibi, çünkü açıkça hedef aldıkları, iktidarın OHAL’i grevleri engellemek için sürdürdüğünü söyleyecek kadar doğrudan bir karşıtlık dile getirdiği bir durum var” dedi.

Çelik, kaybedilen politik zeminin yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyleyerek, bunun uzun vadeli bir mücadele olduğuna vurgu yaptı. Çelik, “Önce bu politik zemini yeniden inşa etmek lazım ki, bu taleplerin bir karşılığı olsun. Böyle bir mücadele de zor ve uzun erimli bir mücadele olmak zorunda. OHAL’in artık bitmesi gerekiyor. Ancak OHAL’in bitmesini iktidardan beklemek, onlardan bir geri adım beklemek pasif bir konum. Galiba yapılacak şey, her şeye rağmen yapmayı en iyi bildiğimiz şeyleri yapmaya devam etmek, hâlâ her şeye rağmen direnmeye devam etmek” diye konuştu.  

“Fiili mücadele dışında bir beklentim yok”

Çankaya Toplum Sağlığı Merkezi’ndeki işinden 677 sayılı KHK ile ihraç edilen SES üyesi Mahmut Konuk,  “OHAL komisyonundan bir şey beklemiyorum” dedi. İhraç edildiği günden beri her hafta işyeri önünde eylem yapan Konuk, herhangi bir kazanımın mücadele ile elde edilebileceğini, siyasal iktidar ne kadar sıkışırsa o kadar kazanım elde edilebileceğini söyledi. Konuk, “Başvuruda bulunmamış olmak için başvurdum. Fiili mücadele dışında hiçbir yerden beklentim yok” şeklinde konuştu.

“Geri döndüğümüzde OHAL’İn bütün sonuçları ortadan kalkacak”

Kadrosu, barış imzacısı olduğu için Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ne aktarılmış olmasına rağmen Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden ihraç edilen Merve Diltemiz Mol ise komisyonun oyalama amaçlı olduğunu düşündüğünü belirterek, “Bu dosyalar iki yıl boyunca bekletilebilecek. “inceleniyor” deyip geri dönüşe gerek yok diye bir sonuç bildireceklerini düşünüyorum. Bu süreçte ben toplamda dört tane dava açtım. Bir tanesi incelenmeksizin reddedildi, idare mahkemesi de, anayasa mahkemesi de öyle oldu. Komisyonun da böyle işleyeceğini düşünüyorum” dedi. Diltemiz Mol, son çıkan KHK’da üniversitelerden ihraç edilenlerin göreve iadesi durumunda farklı üniversitelerde görevlendirilmesi maddesine de değinerek, “Bu bazı insanlarda geri dönüş beklentisi yarattı. Ancak geri dönüş durumunda da sürgüne yollanacaklarını düşünüyorlar. Ben bunun moral bozmaya dönük, direnişi bitirmeye dönük bir hamle olduğunu düşünüyorum. Bence geri döndüğümüz ortam doğduğunda bu KHK da anlamsız hâle gelmiş olacak.  Bu geri dönüşün kısa vadede olacağını düşünmüyorum ama bir gün mutlaka geri döneceğiz ve o zaman OHAL’in bütün sonuçları ortadan kalkacak” diye konuştu.

Bir aşamada insanların mutlaka “yeter” diyeceğini söyleyen Diltemiz Mol sözlerini, “O yüzden bir arada olmaya devam edeceğimiz, beraber çalışabileceğimiz, projeler yapabileceğimiz dolayısıyla iş arkadaşlığımızı da devam ettireceğimiz formüller bulmak gerekir diye düşünüyorum. Mersin’deki Kültürhane örneği çok umut verdi” diye bitirdi.