(Video) 101. yılında Ermeni Soykırımı'nın kurbanları anıldı

24.04.2016 - 23:18

Ermeni Soykırımı'nda hayatını kaybedenler, İstanbul ve Ankara'da yapılan anma etkinlikleriyle anıldı. İzmir'de ise anma polis tarafından engellendi.

İstanbul'daki anma 19:15'te Tünel Meydanı'nda yapıldı. Ermeni halkının talepleri dile getirilirken, Türkiye hükümetine yüzleşme çağrısı yapıldı.

Soykırım kurbanlarını anmak için buluşan yüzlerce kişi adına Emel Kurma'nın okuduğu basın açıklaması şöyleydi:

"101. yıl.

1915’in üzerinden tam 101 yıl geçti.

101 yıl önce bugün, Ermeni halkına vurulan o çok ağır, şiddetini tarif etmenin imkânsız olduğu darbenin ilk adımları atılmaya başlandı.

24 Nisan 1915, kapkara, telafisi mümkün olmayan, hatıraları hala canımızı yakan bir gün.

24 Nisan 1915, sadece Türkiye’nin değil, 20. yüzyılın tarihini derinden etkileyen bir gün.

24 Nisan’da, aralarında milletvekillerinin, doktorların, gazetecilerin, hukukçuların, işçilerin, aydınların ve sanatçıların olduğu 220 kişi gözaltına alındı. Ermeni halkının 220 evladı, bir daha geri dönemeyecekleri bir yolculuğa zorlandılar. İttihat ve Terakki adlı örgüt, yüz binlerce Ermeni’nin katledileceği soykırım sürecinin düğmesine, 24 Nisan günü bastı. 24 Nisan’da Ermeni toplumunun önde gelen kanaat önderlerinin gözaltına alınması, daha önce yaşanan gözaltına almalara benziyordu başlangıçta. Kısa sürede, devletin bambaşka bir planı olduğu açığa çıkacaktı.

24 Nisan, Anadolu’nun kadim bir halkının maruz kaldığı topyekûn yıkımın başlangıç günü oldu.

İnanılmaz, ama gerçek! Türkiye, Uluslararası Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülkelerden birisi. Bu sözleşme, “bir grubun fiziki olarak yok olmasını kısmen veya topyekûn gerçekleştirecek olan hayat şartlarını o gruba dayatmanın” soykırım olduğunu net bir şekilde ifade ediyor. 1915’in 24 Nisan günü başlayan şiddetin sonucunda, yaklaşık 1,5 milyon Ermeni, kadın, yaşlı, çocuk, genç yüzbinlerce insan “fiziki olarak yok edildi”, topyekûn bir katliamla yüz yüze geldi.

Ermeni Soykırımı, 24 Nisan 1915’te olup biten bir şiddet anı değil. Ermeni Soykırımı, bu topraklardan Ermenilerin sökülüp alınmasının ardından kültürün, ekonominin, siyasetin, sanatın, sporun, dostluğun, muhabbetin, kardeşliğin bir daha asla eskisi gibi yaşanma ihtimali kalmayarak çoraklaşmasının miladıdır.

Bu çoraklaşmayı güçlendiren başka bir etken daha var. Tarihimizin neden bir halklar hapishanesi tarihine dönüştüğünü anlamak için bu etkeni yakından kavramak zorundayız.

Türkiye’de devlet aklının, neden sık sık şiddeti örgütlemeye yöneldiğini anlamak için de bu etkeni kavramak zorundayız.

Bu etken, inkâr geleneği.

Cumhuriyet tarihi sadece Ermeni Soykırımı’nın üzerinde yükselmiyor, Cumhuriyet tarihi aynı zamanda soykırımın inkâr edilmesinin, görünmez kılınmasının da tarihi olageldi. Soykırım ne kadar korkunç bir suçsa, soykırımın inkâr edilmesi, soykırım suçlarının gizlenmesi, bu büyük felaketle yüzleşilmemesi, yüzleşme çabalarının engellenmesi de eşit derecede ağır bir suçtur.

Demokrasinin önündeki engel, işte bu suçun varlığıdır.

Cumhuriyet tarihinin, 27 Mayıs’tan 28 Şubat’a, bir darbeler tarihi olmasının nedeni, bu suçun varlığıdır.

Darbe dışı dönemlerde Türk ve Sünni olmayan toplumsal kesimler, halklar ve dini gruplar üzerinde örgütlü baskıyı sürekli hale getiren hükümetlerin uygulamalarının kökeninde de soykırımla yüzleşmeyi engelleyen bu inkârcı gelenek yatıyor.

Artık ve hemen, bu inkârcı geleneğe son verilmesini istiyoruz!

Artık ve hemen, soykırımla yüzleşmenin bir devlet politikası haline getirilmesini istiyoruz.

Artık ve hemen, devletin, Ermenilerden özür dilemesini, soykırımla yüzleşmesini, soykırımla yüzleştikçe cumhuriyet tarihinin nobranlık dönemleriyle yüzleşmenin adımlarını atmasını istiyoruz.

Irkçılık kader değil!

Milliyetçilik kader değil.

Irkçı linç girişimlerinin çeşitli periyodlarla patlak vermesi kader değil.

Savaş politikaları kader değil.

Militarizm kader değil.

Kürt halkının, Süryanilerin, Alevilerin, Rumların, Yahudilerin, Çerkes haklarının kimliklerinin tanınması ve her düzeyde garanti altına alınması imkânsız değil.

İşte, devletin, Ermeni Soykırımı’yla yüzleşmesi, 101 yıllık bir ölü toprağının bu toplumun üzerinden atılmasını sağlayacak.

Ermeni Soykırımı’yla yüzleşmek, herkesin bildiği ama dile getirmediği bu “sır olmaktan çıkmış sırrın” konuşulmasını, tartışılmasını, bu sır nedeniyle en başından hastalıklı olan toplumsal ilişkilerin, bireylerin psikolojilerinin, devlet örgütlenmesinin tedavi edilmesini sağlamak için atılacak en büyük, en etkili, en dönüştürücü adım olacaktır.

Bu tedavi gerçekleşmezse, Kürt şehirlerinde evlerin bodrumlarında insan cesetlerinin gündemden hiç gitmeyeceği savaş koşullarının, bugün sona erse bile yarın yeniden ve daha kötü sonuçlar yaratarak başlaması hep mümkün olacaktır.

Yıllardır, soykırımın tanınması ve devletin özür dilemesi için çabalıyoruz.

Mücadele ediyoruz.

Bu çabalarımız, barış mücadelesinden, kardeşlik mücadelesinden, özgürlük mücadelesinden bağımsız değil.

101 sene önce bu topraklardan çekilip alınan yüz binlerce kardeşimizin anısının önünde acıyla ve saygıyla eğiliyoruz. 101 sene önce yok edilen kardeşlerimizin torunlarıyla beraber, Ermenilerin ve Süryanilerin hatıralarına sahip çıkıyoruz.

Unutmuyoruz!

Unutmadıkça, yaşatıyoruz.

Yaşatacağız.

Vaz geçmeyeceğiz.

Bu bizim borcumuz. 24 Nisan’da tutuklananlara, ardından yok edilen 1,5 milyon insana, Hrant Dink’e, SevagBalıkçı’ya, MaritsaKüçük’e, atalarının topraklarından, anayurtlarından uzakta dünyanın dört bir köşesinde yaşamak zorunda kalan tüm Ermenilere.

Devletin özür dilemesini sağladığımızda bu borcu ödemek için, hep birlikte eşit koşullarda, kardeşçe bir özgürlüğe yönelik en önemli adımımızı atmış olacağız."

Ankara'da İnsan Hakları Anıtı önünde anma

Ankara'da yapılan anma etkinliğinde okunan basın açıklamasında da tarihle yüzleşme çağrısı yapılırken, Ermeni Soykırımı'nın tanınması, özür dilenmesi ve gasbedilen tüm varlıkların iade edilmesi talep edildi.

Anma etkinliğine Baskın Oran ve Erol Dora da katıldı.

İzmir'de keyfi yasak

İzmir'de ise Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde yapılmak istenen anma, valiliğin emriyle polisler tarafından "güvenlik" gerekçesiyle engellendi.