Klimasal suç

08.04.2015 - 16:21

Dün planladığımız üzere Bakırköy Adliyesindeydik.

Tiyatro’da bu kez her zamankinden farklıydı rolüm.

Şüpheli sıfatıyla ifade verdim. Üç avukat arkadaş, müdafiim oldular.

Genelkurmay Başkanlığı suç duyurusunda bulunmuş ve hakkımda Halkı Askerlikten Soğutmak (TCK 318) suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştı.

Bu ülke neredeyse herkes olağan şüphelidir. Ben de onlardan biriydim, resmen.

Şaka değildi, bir meslekten soğutmakla ilgili (klimasal) bir suç vardı Türkiye’de, üstelik halen yürürlükte:

TCK m. 318:

“Askerlik hizmetini yapanları firara sevk edecek veya askerlik hizmetine katılacak olanları bu hizmeti yapmaktan vazgeçirecek şekilde teşvik veya telkinde bulunanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

Fiil, basın ve yayın yolu ile işlenirse ceza yarısı oranında artırılır.”

Savcı sordu: isnat edilen suç hakkında ne diyeceksin?

Çağlayan Adliyesi önünde gerçekleştirilen eylemin, http://www.askeregitmeyin.com sitesinin ve “Askere Gitmeyin” adlı kitabın sahibi olan yaklaşık 400 kişiden biri olduğumu, söz konusu suçun anlamsızlığını ortaya koymak üzere duygu ve düşüncelerimizi insanlarla paylaştığımızı, zorunlu askerliğe karşı olduğumuzu ifade ettim.

Av. Mahir Orak, son 23 yılda zorunlu askerlik kapsamında 2.300 –zorunlu- askerin hayatını kaybettiğini, bu ölümlerin hepsinin şüpheli ölümler olduğunu, müvekkilin eyleminin yaşama hakkının korunması kapsamında ele alınması gerektiğini, bu nedenle suç oluşturmadığını belirtti.

Av. Davut Erkan, müvekkilin askerlik hizmetini yerine getirmeyi dini nedenlerden ötürü reddeden bir vicdani retçi olduğunu, bu kampanya içindeki 400 kişiden biri olduğunu, kolektif bir eylem olduğundan sadece bir kişinin aradan seçilerek yüzlerce kişinin yasaya karşı itirazlarının ve toplumsal muhalefetin göz ardı edilemeyeceğini, eylemlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa kapsamında, ifade özgürlüğü içerisinde yer aldığını beyan ederek soruşturmanın takipsizlikle neticelendirilmesini talep etti.

Av. Semih Biten ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Anayasaya göre herkesin düşünce ve ifade özgürlüğü olduğunu, hiç kimsenin düşünce açıklamasından ötürü suçlanamayacağını, müvekkile yöneltilen suçlamanın kendisinin hukuka aykırı bir eylem olduğunu, Anayasada angarya (zorla çalıştırma) yasağının yer aldığını, müvekkilin, zorunlu askerliğin bir angarya olduğunu düşündüğünü, bu çerçevede bir eylem ortaya koyduğunu, suçsuz olduğunu dile getirdi.

Özetle toparladığım bu tutanak okundu ve ifade veren ve hazır bulunanlarca imza altına alındı.

Savcı ve o sırada odada bulunan başka bir savcı ile yaptığımız sohbet tutanağa geçirilmedi.

Geçirilseydi belki de savcıların da halkı askerlikten soğuttuğu düşünülebilirdi. Zira böyle bir suçun anlamsız hatta saçma olduğu üzerinde hemfikirdik.

Kaldı ki bu ülkede halkı rütbeli askerden daha çok hangi kesim askerlikten soğutmuştur, sormak lazım.

Kanun koyucuya bir fikir vermesi için eklemek istedim.

Kanun koyucuya Allah akıl fikir versin!

Ülkedeki dayatma havasının değişmesi için buna fazlasıyla ihtiyaç var.

Mehmet Ali Başaran

(http://mehmetalibasaran.com/)



Bültene kayıt ol