İspanya'dan deneyimler: Toplumsal mücadeleler ve siyaset

04.08.2017 - 22:14

Barselona'da yaşayan sosyalist aktivist David Karvala, Marksist.org için yazdı:

Solda ve toplumsal hareketlerde bazı şeyleri mekanik bir şekilde, sadece siyah ya da sadece beyaz olarak görme eğilimi var. Bir mücadele ya da hareket “mükemmel” ise ve eğer hareketi herhangi bir şekilde eleştirirseniz düşman için çalışıyorsunuzdur veya tam tersi; bu mücadele ya da hareketin bir hatası vardır ve eğer harekete katılır veya savunursanız yine düşman için çalışıyorsunuzdur.

Aynı şekilde, belirli bir mücadele ya net ve görünür siyasi sonuçlar doğurur ya da değersizdir.

Gerçek dünya çok daha karmaşıktır. Marx'ın diyalektik dediği şeyi kullanmamız gerek. Karşılaştığımız şeylerin iç çelişkilerinin nasıl çalıştığını kavramalıyız. Her önemli sosyal mücadelenin olumlu ve olumsuz yönleri vardır; bununla birlikte de tekrarlanan eski hatalarla birlikte hareketin geri kalanı için de yeni dersler. Ancak bir şeylerin sadece siyah veya sadece beyaz olmadığını söylemek, bunların ayırt edilemeyen gri tonlardan ibaret olduğu anlamına da gelmez. Hayır, hareketlerin sürekli çatışma ve tartışma hâlinde olan ve aynı anda var olan pozitif ve negatif unsurları vardır.

Açıkça devrimci fikirleri olan bir grup aktivistin böyle durumlarda büyük farklar yaratmasının bir nedeni de budur; bu aktivistler, iradelerini çoğunluğa empoze etmeye çalışarak değil, ne olduğunu sabırla anlatarak ve ileriye doğru hareket etmemiz için yollar önererek; dengeyi olumlu unsurlar lehine değiştirmeye yardımcı olurlar.

Son yıllarda İspanya’da yaşanan bazı örneklerle birlikte daha açık şekilde anlatalım.

Öfkeliler Hareketi

Öfkeliler Hareketi ya da 15M olarak da bilinen 15 Mayıs hareketi, 15 Mayıs 2011’de geceleri birkaç meydanı işgal etmekle sınırlı olan bir gösteri olarak başladı. Bir haftanın sonunda, İspanya’nın her yerinde binlerce insan meydanları işgal etmişti. Bütün bu hareket yoktan falan var olmadı; Kahire'de Tahrir Meydanı'ndaki protestolardan, 2000-2003 yılları arasındaki antikapitalist hareketlerden doğrudan ve on yılın ilerleyen dönemindeki diğer küçük hareketlerden ise dolaylı yollarla etkileniyordu.

Öfkeliler Hareketi etkileyiciydi, inanılmazdı.

Örneğin, 20 Mayıs Cuma gecesi, Barselona'nın ana meydanında, "yansıma gününde" siyasi faaliyet yasağını reddeden belki 20 bin kişi vardı -21 Mayıs 2011, belediye seçimlerinden bir önceki gün- ve gecenin bir yarısı insanlar bağırdı, protesto etmek için ellerini kaldırdı. Teorik olarak yasadışıydık ama bizi durduramadılar.

Bir hafta sonra, 27 Mayıs sabahı saat 07:00'de yetkililer işgalin sona erdirilmesi için polis gönderdi; FC Barcelona'nın 28 Mayıs'ta Şampiyonlar Ligi finalini kazanması durumunda futbol kutlamaları için meydanın temizlenmesi gerektiğini söylediler. Binlercemiz, arkadaşlarımızdan ve yoldaşlarımızdan telefonlar ve kısa mesajlar aldık ve tahliyeye karşı direnenlere yardım etmeye gittik (o gün hayatımda ilk defa kafama polis copuyla vuruldu). Şiddet ve vahşet kullanarak meydanı boşaltmayı başardılar. Ancak sadece birkaç saat içinde; işgal çok hızlı bir şekilde tekrar başladı ve ertesi gün meydan doldu.

Buna rağmen, birkaç hafta sonra Barselona'nın merkezinde işgal sona erdi. Aktivistler daha yerel olarak çalışmak için mahallelere geri döndüler, bu olumlu bir adımdı. Buna rağmen, zamanla Öfkeliler Hareketi momentini kaybetti.

Bir şey elde etmiş miydi? Kesinlikle. Peki ne elde etmiştik? İşte bunu ifade etmek daha zordu.

Öfkeliler Hareketi'nin içerisinde partilerin faaliyet göstermesinin yasaklanması -antikapitalist soldan kaynaklı problemlerle birlikte- solun organize bir güç olarak sınırlı bir rol oynaması anlamına geliyordu. Birçok ortodoks komünist, "otantik liderleri" olan bu hareketin (alışılmadık yöntem ve düşünceleri ile) bir komplo olduğunu söyleyerek meydanlarda yer almayı dahi reddetti. Soldaki diğerleri ise yalnızca bireysel olarak katılmaları gerektiği fikrini kabul etti ve bağımsız bir rol oynamaya çalışmadı. En azından Barselona'da, antikapitalist solun bazı kesimleri, Öfkeliler Hareketi ile sağlık ve eğitim sistemlerindeki kısıtlamalara karşı mücadele eden işçi hareketleri arasında bir bağlantı kurmayı başardı ve o zaman hareket, bu sektörlerdeki tabandan gelen işçi hareketleri tarafından yönlendirilmeye başlandı.

Fakat Öfkeliler Hareketi sırasında ve sonrasında radikal sol, 2000-2003 yılları arasında gerçekleşen savaş karşıtı hareketlerde ve antikapitalist harekette olduğu gibi güçlenmedi.

Durum böyle olsa bile, Öfkeliler Hareketi'nin büyük politik etkileri vardı.

Podemos

2014 yılının başında, Madrid'de solcu bir gazete olan Público, 30 akademisyen ve aktivistin imzasını taşıyan "Bir adım atın" manifestosunu (Mover Ficha) yayınladı. Özellikle Mayıs ayında yapılacak olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yeni bir adaylık talebi gibi, halkın taleplerine cevap vermek için yeni bir siyasi girişimde bulunulması çağrısında bulundular. Bu, Podemos'un başlangıcıydı ve aynı zamanda çelişkilerinin çoğunu da gösteriyordu.

Çağrının tonu ve içeriği, Öfkeliler Hareketi'nin birçok olumlu yönünü yansıttı. Ancak "sol entelektüeller"in ağır varlığı, çağrının küçük ve kapalı çevrelerce hazırlanmış ve nihayetinde bir seçim stratejisi olmuş olması; çağrının Podemos üzerinde, -diğer tüm olumlu unsurların yanı sıra- güçlü bir etkisi olacak faktörlerindendi.

Öfkeliler Hareketi'nin başarısızlığından iki yıl sonra, hareketin binlerce aktivisti ve harekete katılanlar dışında birçok kişi, var olan sistemi sadece ufak farklılıklarla yönetmek yerine, değiştirmek gerektiğini söyleyen yeni bir partiden ilham aldı.

Podemos, kuruluşundan sadece dört ay sonra 1.2 milyon oyla yaklaşık %8'i yakaladı ve Avrupa Parlamentosu’nda 5 sandalye kazandı. Bu, müesses nizama karşı radikal bir meydan okumaydı. Partinin tabandaki büyümesi ise çok daha etkileyiciydi. Podemos'taki sol aktivistler, Öfkeliler Hareketi'nin net bir yansıması olarak -çoğunlukla yakınlardaki meydanlarda- yerel meclisler, "halkalar" kurmak için çok çalıştılar. Ekim 2014'e gelindiğinde, Podemos, uzun süredir siyaset yapan sosyalist¹ parti PSOE'den (Partido Socialista Obrero Español-İspanyol Sosyalist İşçi Partisi) daha çok; 200 binden fazla üyeye sahipti.

Podemos, tüm sınırlamalarına, özellikle de liderlerinin üstten yöntemlerine rağmen, İspanya devletinin kuruluş politikasını sorgulamaya yardımcı oldu.

Belki birçok devrimci antikipitalist eylemci farklı bir şey tercih ederdi. Aslında, Katalonya’daki, CUP'lu (Candidatura d'Unitat Popular–Halkçı Birlik Adaylığı) radikal bağımsız koalisyon, Podemos'tan pek çok açıdan daha iyi. Tabii ki problemleri var, ancak CUP, Podemos'a göre aşağıdan demokrasi ve gerçek katılım açısından çok daha iyi bir geleneğe sahip. Ancak, Podemos'un pek çok açıdan olumlu bir rol oynamış olduğu tartışmasız bir konu ve bu, her şeyden önce Öfkeliler Hareketi sayesinde mümkün oldu.

PSOE bile mi?

Öfkeliler Hareketi'nin etkileri yaklaşık 40 yıldır siyaset yapan sosyalist bir parti olan PSOE'ye bile ulaştı. PSOE, zorlu iç mücadelelerin ardından Kongre'de PP (Partido Popular-Halk Partisi) Genel Başkanı Rajoy'un bir hükümet kurması yönünde oy kullanmaya karar verdiğinde, partide bir isyan olmuştu ve sağcılarla anlaşma yapan mevcut PSOE liderleri kendilerini, sağdan gerçekten nefret eden binlerce parti üyesinin ağır saldırıları altında bulmuşlardı.

Parti üyeleri, partinin prensiplerine ihanet etmekle suçladıkları eski PSOE başkanı Felipe González ve muhafazakâr sağcı oyların çoğunluğu bulmasını sağlayan başrol oyuncusu Susana Díaz’ı, partinin ana binasının önünde protesto etmişlerdi.

Sonunda, parti liderliği için yeni bir seçim yapıldı. Rajoy'yu desteklemeyi reddeden ve partiden kovulanlar tarafından desteklenen Pedro Sánchez, görevini geri aldı. Bu, sıradan üyeler için, sağ kanat PSOE liderlerini güçlü bir şekilde destekleyen partinin "baronları"na ve tüm medyaya karşı bir zaferdi.

Bu olayların yaşandığı PSOE’nin konumu ise, ancak son yıllarda İspanya'da görülen diğer siyasi karışıklıklar bağlamında anlaşılabilir. Örneğin, PSOE üyelerinin liderleri aleyhindeki protestoları, Öfkeliler Hareketi'nin müesses nizamın politikacılarına karşı gerçekleştirdiği protesto gösterileri gibi birçok şekilde yankılandı. (Ancak, kendimizi kandırmamalıyız, Pedro Sánchez'in sosyalizm konusunda daha fazla konuşmasına ve rakiplerinden biraz daha değerli bir miras bırakmasına rağmen PSOE liderliği hâlâ İspanya'daki kurulu düzenin bir parçasıdır.)

Sonuç olarak?

Bütün bu yaşananlar, Öfkeliler Hareketi gibi hareketlerin siyasi sonuçlarının üst düzeylerde, parlamentodaki çekişmelerde veya PSOE'de basit değişiklikler yapmakla sınırlı kaldığı anlamına mı geliyor? Hiç de değil. Bu, hareketin sonuçlarından yalnızca biri.

Son yıllarda Öfkeliler Hareketi ve büyük, küçük tüm diğer hareketlerin getirdiği bilinç değişikliği, çok daha fazla etkiye sahip olabilir. Kilit nokta, var olan hoşnutsuzluk ve değişim arzusu karşısında ifade vermek için hazırlıklı olmaktır. Umudumuzu kaybetmeye ve gözlerimizin gerçek olasılıklara kapanmasına izin vermemeliyiz.

Kitlesel mücadeleler sorular sormakta ve birçok kapı açmaktadır. İnsanlar hangi kapıdan geçeceği ise kısmen devrimci aktivistlerin olaylara nasıl müdahale ettiklerine bağlı.

David Karvala, Marx21 üyesi

(Türkçe'ye Rumeysa Özüyağlı çevirdi)

1. Burada sosyalist denilirken, Avrupa'da isimlerinde "Sosyalist" olan sosyal demokrat partiler kastediliyor.