Arap Baharı'ndan Katar krizine

15.06.2017 - 19:50

Körfez'de neler oluyor? Katar'a uygulanan ambargo, hangi sürecin ürünü? Bölgedeki gelişmeler karşısında işçiler nasıl tutum almalı?

Bölgenin hegemonik devletleri Mısır ve Suudi Arabistan, yanlarına Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'i de alarak "terörizmi desteklediği" gerekçesiyle Katar'ı tecrite başladı.

Körfez ve Kuzey Afrika'da Katar'la ilişkilerini kesen devlet sayısı 13'e ulaşırken, diplomatik tecrit fiili ambargoya dönüştü.

Altı yıl önce başını işçi sınıfının çektiği büyük kalabalıkların, despot yönetimlere karşı ayaklandığı bölge bugün devrilmek istenen yönetimlerin kanlı rekabet ve kavgalarına sahne oluyor.

Krizin kökleri

Katar krizi, körfez hakim sınıflarının arasındaki rekabet ve farklı yönelimlerden kaynaklanıyor.

Katar kraliyet ailesi, kendi ülkesinde mutlak monarşiyi korurken, bölgenin gelişmesinin küreselleşmeden geçtiğini düşünerek Avrupa ve ABD ile iyi ilişkilere sahip oldu.

Küçük bir devlet olmasına rağmen, petrol ve doğalgaz zenginliğine dayanan büyük etkisiyle Katar, başkentinde çok sayıda uluslararası şirketin bürosuna ev sahipliği yaparken, kraliyet ailesi Arap Baharı'nı da destekledi.

El Cezire televizyonu ayaklanmaların yaygınlaşmasında önemli bir rol oynarken, Katar kraliyet ailesinin rakibi devletler zor duruma düştü. Fakat Mısır'da darbe, Suriye'de savaşla birlikte hava tersine döndü.

Katar'la Körfez İşbirliği Konseyi üyesi devletler arasında köklü sorunlar bulunuyor.

Bunların başında Mısır'da darbe ile devrilen Müslüman Kardeşler (İhvan) var. Katar, İhvan'ı tanıyor. General Sisi ve Kral Selman'a göreyse İhvan "terörist bir örgüt."

Katar, İran ile ekonomik ilişkilere sahip. Diğer Körfez devletleri ise bu yakınlaşmayı engellemek ve İran'ı kendi sınırları içine kapatmak istiyor.

Ayaklanma sonrası kaotik bir sürece yuvarlanan Libya'da, iki taraf da ayrı hükümetleri destekliyor.

Körfez ülkeleri, Trump'ın gelişi ile birlikte Katar'a saldırma fırsatını buldu.

Kılıç dansı

Müslüman Kardeşler, Hizbullah, El Kaide ve IŞİD'i desteklemekle suçlanan Katar'a ablukanın, Riyad'da yapılan kılıç dansının sonucu olduğunda herkes hemfikir.

Mayıs'ın son haftası Suudi Arabistan'a giden Trump, burada Körfez ülkesi yöneticileriyle üç ayrı zirve gerçekleştirmişti.

Trump ve Kral Selman, "Ortak Stratejik Vizyon Anlaşması"nı imzaladı. 40'a yakın kalemde 380 milyar dolarlık anlaşmanın omurgasını, ABD'nin Suudi Arabistan'a 110 milyar dolarlık silah satışı oluşturuyor.

ABD, "terörizmi finans eden ülkelere yaptırım için" Körfez ülkeleriyle ortak bir denetim merkezi kurararken, "terörizme karşı işbirliği ve ortak mücadele kararı" Riyad'da ilan edildi.

Silah tüccarı, alıcılarından, sattıklarını kullanacağı yerleri de belirlemesini istedi. Onlar da Katar'ı işaret ettiler ve Trump'ın istekleri doğrultusunda harekete geçti.

Kanıtlar neler?

İddialara göre Irak'ın güneyinde avlanmaya giden 26 kraliyet ailesi üyesi, burada El Kaide'ye bağlı gruplar tarafından kaçırıldı. Katar emirliği, takas için, El Kaide, İranlı Şii milisler ve İran'a toplam bir milyar dolar fidye ödedi. Körfez devletleri, Katar'ın "terörizmle işbirliğinin" somut kanıtı olarak bunu aldı ve saldırıya başladı.

Irkçı Trump için "yeterli kanıt" ise Riyad ziyareti sırasında Katar emirinin açıklamaları oldu. Katar emiri, İran ve Körfez ülkeleri arasında artan gerilimi eleştirmiş; Hizbullah ve Hamas'a karşı anlayış gösterilmesi gerektiğini, Trump'ın Beyaz Saray'da uzun süre kalamayacağını söylemişti.

Daha sonra hacklendiğini söylese de, Trump için İran'la ekonomik ve siyasi ilişkiler kurmak terörist ilan etmek için "yeterli."

Emperyalizme kafa tutan bir devlet mi?

Körfez'deki en büyük ABD askeri üssüne Katar ev sahipliği yapıyor. Binlerce Amerikan askerinin bulunduğu üs, Irak ve Suriye harekâtları açısından merkezi bir yer.

Trump'ın "terörizme destek" suçlaması ortadayken, 122 milyar dolara ABD'den F-5 savaş uçaklarını alması Katar devletinin emperyalizmle arasındaki göbek bağını gösteriyor.

Katar'ın ekonomik ortakları ise yine Suriye'de savaşan Batı Avrupa ülkeleri.

Almanya, Katar'a destek verip siyasi diyalog çağrısı yaparken, NATO üyesi Türkiye ve Rusya da Katar'ın arkasında durdu. Hedefteki diğer ülke İran ise ABD'nin Pasifik'te askeri rekabete girdiği Çin'le sıkı ekonomik ilişkilere sahip.

Emirlere karşı kralların ve generallerin yürüttüğü kavganın ardında emperyalist devletlerin yaşadığı bunalım ve hegemonya mücadeleleri var.

Bu durum, Irak ve Suriye'den çok daha berbat savaşları besleyen zehirli bir mücadele.


Arap devrimlerinin haklılığı

Ortaya çıkan tablo, Arap Baharı'nın haklılığını ortaya koyuyor. Yozlaşmış yönetimlerin dışladığı kitlelerin aşağıdan mücadelesi, kanlı tarihte çoğulcu, özgürlükçü, sosyal adaletçi yeni bir sayfanın açılmasının mümkün olduğunu göstermişti.

Bölgedeki işçilerin çıkarı, suni çatışma ve mezhepçilik dayatmasının reddedilmesinde. Devrimleri boğan ve savaştan başka bir şey getirmeyen rejimlerin yıkılmasında. Trump ve Putin'in kovulmasında. Savaşa karşı mücadelede.

***

Ambargonun vurdukları

Göçmen işçiler: Katar'da yaşayan 2 milyona yakın nüfusun büyük bölümü, çalışmak için buraya gelen işçiler. İş gücünün yüzde 90'ı göçmen işçilerden oluşan Katar'da, 87'den fazla ülkenin vatandaşları çalışıyor ve yaşıyor. Çoğu Hindistan, Nepal ve Bangladeş gibi Güney Asya ülkelerinden gelen işçiler, 2022 dünya kupası için yapılan stadların inşaatlarında çalışıyor. Filipinler, vatandaşlarının Katar'a gidip çalışmalarını yasakladı. Diğer ülkelerden göçmen işçiler, şimdi aynı şeyin kendi başlarına geleceğinden korkuyor.

Yoksul Katarlılar: Katar, dünyada kişi başına gelirin en yüksek olduğu ülke. Kağıt üstünde durum bu olsa da petrol ve doğalgaz zenginlikleri üzerinde yükselen devletin sahipleri zenginlik içinde yaşarken, yoksullar yaşam mücadelesi veriyor. Çöl ikliminin hakim olduğu ülkede tarımsal üretim yapılamıyor. Gıda ürünleri dışarıdan ithal ediliyor. Katar'a karadan ulaşmanın tek yolu Suudi Arabistan'dan. Toplam gıda ithalatının yüzde 40'ı bu yol üzerinden gelen kamyonlarla yapılıyordu. Yoksul Katarlılar, daha ucuz gıda alışverişi için Suudi Arabistan'a  gidiyordu. Şimdi bu yol kapandı, denizden ve havadan abluka var. Türkiye ile İran aracılığıyla havadan gıda ithalatına zorlanan Katar'da, kıtlık, hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon bekleniyor.

***

Üsse, askere hayır!

Orta Doğu'nun en büyük diplomatik krizinde Katar'dan yana tutum alan Türkiye, bölgedeki tek askeri üssünün bulunduğu bu ülkedeki asker sayısını 150'den 3 bine çıkartmayı planlıyor.

Katar'a asker yollamayı kabul eden tezkere, Ak Partili ve MHP'li 240 milletvekilinin oyuyla, meclisten hızla çıkarıldı. Aynı zamanda Suudi kralının dostu ve Trump'ın müttefiki olan Erdoğan yönetimi, tezkerede amacının Katar ordusunun modernizasyonu, askeri eğitim ve öğretim alanında işbirliği, iki ülkenin birlikte çalışması olduğunu söylüyor.

Orta Doğu'da askeri çözümün çözü olmayacağı defalarca kanıtlandı. Orta Doğulu ve Türkiyeli  işçilerin çıkarı mevcut savaşların bitmesi ve Katar kriziyle güçlenen bölgesel savaş ihtimalllerinin ortadan kalkması. Katar'a asker göndermekse zaten savaş için silahlanan diğer devletlerle restleşme ve bizzat bu sürecin parçası olmak anlamına geliyor.

Türkiyeli emekçilerin çıkarı Katar'a asker gönderilmemesi ve Türkiye'nin Katar'daki askeri üssünün kapatılmasında. Emperyalist devletler ve Orta Doğu'nun despot yönetimlerinin çıkarıları temelinde gelişen militarizm ve savaş politikalarında kaybeden hepimiz, Orta Doğu halklarıdır.

İnsanı yardıma, gıda için ambargoyu delmeye evet! Savaşa hayır!

Volkan Akyıldırım

(Sosyalist İşçi)

“Katar’a asker gönderilmesine de, Katar’a ambargoya da hayır”

Katar krizi ya da Bush’tan Trump’a ABD’nin terörist ilan etme keyfiliği

Katar krizi, alışık olduğumuz bir cepheleşme değil

Trump'ın dostları, Katar'la ilişkilerini kesti