Trump'a karşı enternasyonal mücadele

10.02.2017 - 11:04

Sosyalist İşçi Gazetesi Trump karşıtı gösteriler tüm hızıyla sürerken, dünyanın farklı yerlerinde sokağa çıkan hareketin içinde yer alan sosyalist aktivistlere görüşlerini sordu.

Alex Callinicos (Sosyalist İşçi Partisi, İngiltere):

Donald Trump’la ilgili sorun yalnızca başına buyruk olmasıyla ilgili değil; krizin tüm politik yapıları istikrarsızlaştırmasının bir yansıması olarak görülmeli. Dünya nüfusunun çoğunluğu için sorun cinsiyetçi, ırkçı, emperyalist olması ve gerici politikaları. Egemen sınıfların bakış açısından, Trump, ABD’nin inşa ettiği “uluslararası liberal düzen”e karşı duruyor ve onu istikrarsızlaştırıyor. Obama’nın da rekor sayıda mülteciyi sınır dışı ettiğini ve bu konuda bir devamlılık olduğunu söyleyebilirsiniz; ancak yine de çok daha bariz bir biçimde ırkçı ve “düşüncesiz” siyasi tavrı da egemen sınıf açısından bir sorun. Yetkisi olmayan konularda bile “başkanlık emri” kullanmaya çalışıyor.

Amerikan egemen sınıfı, büyük şirketler ve bankalar, bir yandan onun yaptıklarından rahatsızlık duyuyorlar ve bununla nasıl başa çıkacaklarını bilmiyorlar; ancak diğer yandan da yaptıkları (mali teşvik, finansal serbestlik ve vergi indirimleri) sayesinde para kazanmayı umuyorlar. Trump bunlarla Amerikan kapitalizminin kısa vadedeki acil ihtiyaçlarına sesleniyor ve onlara zenginlik vadediyor. ABD işçi sınıfına, siyahlara, LGBTİ+ bireylere ve tüm ezilenlere karşı ise genel bir savaş açmış durumda ve tüm kazanımlarını geri almak istiyor.

Bir yandan da, Trump’ın yaptıkları, savaş karşıtı hareketten beri gördüğümüz en büyük kitlesel mücadelenin potansiyelini ortaya çıkardı. ABD’deki  21 Ocak gösterilerinin boyutu etkileyiciydi. İngiltere’de iki haftadır gösteriler sürüyor. Bu dinamik, Avrupa’da içinde bulunduğumuz ırkçılık karşıtı hareketleri yeni bir seviyeye taşıyabilir. 

John Molyneux (Sosyalist İşçi Partisi, İrlanda):

Trump fenomeni ve ona karşı direniş, uluslararası düzeyde gerçekleşmekte olan kutuplaşmayı gösteriyor. İrlanda’daki istikrarsızlaştırma efekti şöyle oldu: Başbakan Enda Kenny, önce Trump’ı ülkeye davet etmek istediğini söyledi. Bir gün sonra ise bunu reddetti. Kuzey İrlanda’da ise eski başbakanlar Arlene Fosterve Martin  McGuinness’in benzer bir girişimde bulundukları ortaya çıktıktan sonra, SinnFein (McGuinness’in partisi) bundan geri adım atmak zorunda kaldı. Dolayısıyla hükümetler ne yapacaklarını bilmez hâldeler.

Trump’a karşı direnişi, ABD’de daha önceden var olan Occupy hareketi, yerlilerin Standing Rock direnişi ve Siyahların Hayatı Önemlidir eylemleriyle birlikte düşünürsek, ciddi bir radikalleşmenin olduğunu söyleyebiliriz. Bu örgütlü bir forma henüz bürünmese de, özellikle gençler arasında güçlü bir sol gelişiyor.

Trump göreve başladığında, İrlanda’da solun başını çektiği bir gösteri düzenlendi ve yüzlerce kişi buna katıldı. Asıl olarak sosyal medyadan örgütlenen kadın yürüyüşü ise 5 bin kişiyi sokağa çıkardı. Seyahat yasağı getirildiğinde ise başını çektiğimiz Irkçılığa Karşı Birleş kampanyası, Dublin’de binden fazla kişiyle birlikte ABD Konsolosluğu önüne yürüdü. Eylemlerde herkesin birbirine sahip çıkması gerektiğinin vurgulandığı bir birlik havası hakimdi.

Carolyn Egan (Enternasyonal Sosyalistler, Kanada):

Washington’daki gösteriye katılan yoldaşlarımız, beklenenin çok üstünde katılımın, eylemde yer alan herkese inanılmaz bir güven aşıladığını aktarıyorlar. İnsanlar, umutsuzluk hâlinden çıktılar ve Trump’a karşı kendileri gibi mücadele etmek isteyen ne kadar büyük bir kalabalık olduğunu gördüler. İlk günkü gösterilerin etkisi, devam eden eylemler ve kalabalık toplantılar ile sürüyor.

Kanada’da, Toronto’da 60 bin kişilik, oldukça büyük bir gösteri gerçekleşti. Mitingde sendikal hareketten, siyahlardan ve Müslüman toplumundan temsilciler çok iyi konuşmalar yaptılar.

ABD’de 21 Ocak’tan bir hafta sonra seyahat yasağına karşı havaalanlarında başlayan kendiliğinden eylemler, iki haftadır sürekli protestoların devam etmesi ve bunun sonunda Trump’a bazı konularda geri adım attırılabilmesi, aktivistler arasında mücadele edildiğinde kazanımların geleceği hissiyatını güçlendirdi.

Bütün bunlar çok heyecan verici. Ancak hareket içerisinde hangi politikaların kazanacağı da önemli. Birçok insan avukatlara veya Demokrat Parti’ye güvenemeyeceklerini ve sokakta olmaya devam etmeleri gerektiğini düşünüyor. Çok dinamik bir durumla karşı karşıyayız, CNN’de bunun Vietnam savaşı döneminden beri görülen en büyük hareket olduğu ifade ediliyor. Büyüleyici bir dönemden geçiyoruz.

Panos Garganas (Sosyalist İşçi Partisi, Yunanistan)

Syriza liderliği değil ancak hükümetteki ortakları, Trump’tan oldukça memnun ve onun Ortadoğu politikalarının Yunanistan’ın çıkarlarına uygun olacağını söylüyorlar. 18 Mart’ta birçok ülkede mültecilerle dayanışmak için yapacağımız ırkçılık karşıtı eylemler, Donald Trump’ın gelişinden sonra daha da büyük önem kazandı. Avrupa’daki siyasetçiler kendilerini Trump’tan ayrıştırmaya çalışıp “medeni” olarak sunsalar da, ırkçılık Avrupa’da da gündemde olmaya devam ediyor. Malta’daki son Avrupa Birliği zirvesinde gündem, Libya’dan Akdeniz yoluyla Avrupa’ya geçen göçmenleri durdurma planlarıydı. 18 Mart’taki eylemlerde Avrupa’da da güçlü bir ırkçılık karşıtı hareket olduğunu gösterirsek, bu ABD’de sokağa çıkan insanlara da en iyi destek olacaktır.

(Sosyalist İşçi)