Bonn'da COP23 toplantısı

16.11.2017 - 15:21

Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında düzenlenen 23. Taraflar Konferansı (COP23) Almanya’nın Bonn kentinde 6 Kasım’da başladı. Konferansa 25 bin kişinin katılması bekleniyor.

Konferans karar konferansı olarak da bilinen 2015 Paris İklim Konferansı’nda alınan kararların yürürlüğe konulması gündemiyle toplanıyor. Bu amaçla ayrı ayrı her ülkenin sera gazı salınımlarının düzenli olarak kontrol edilmesi için bir mekanizma oluşturulması tartışılıyor.

Paris Anlaşmasında ülkeler sera gazı salınımlarını azaltmak için belirli oranlarda hedefler oluşturmuşlardı. Bonn’daki toplantıdan hemen önce Birleşmiş Milletler ülkelerin bu hedeflerin gerisinde kaldığına dair bir rapor yayınladı.

Trump ABD Başkanı olur olmaz bu anlaşmadan çekildiğini duyurmuştu ancak yine de ABD Bonn’a bir heyet göndereceğini açıklamıştı. Amerikan basınında bu heyetin nükleer enerji ve temiz kömür diye adlandırılan bir kömür türünün propagandasını yapmak için Bonn’da görevlendirildiği yazılmıştı. ABD heyeti Paris Anlaşmasının uygulanması sürecine aktif katılım yapacaklarını ve masada olacaklarını söyledi. Trump’ın Paris Anlaşmasından çekildiğini açıklamasına rağmen Amerika’da 20 eyalet, 50’den fazla şehir ve en büyük Amerikan şirketlerinin 60’dan fazlası sera gazı salınımlarını azaltacaklarına dair bir anlaşma imzalamışlardı. Bu oluşumlar Bonn’da America’s Pledge adıyla bir grup oluşturdu. Bu grup Çin ve ABD’den sonra dünyanın en büyük 3. ekonomisini de oluşturuyor. Bonn’da bu grubun gönüllü katkılarının diğer bağımsız devletlerle aynı denetim mekanizmalarına tabii olmasının karara bağlanması önerildi.

Konferansa bir okyanus adası olan Fiji’nin başkanlık etmesi oldukça önemli. Toplantıda Trump yönetimine en sert çıkışlardan birini Fiji heyeti yaptı. Heyet ABD ile bile müzakere yapmak durumunda olduklarını söylemişti. Fiji, geçtiğimiz yıllarda kasırga etkisiyle yıkıma uğradı ve iklim değişikliğinin en fazla tehdit ettiği ülkeler arasında yer alıyor. Fiji gibi mağdur ülkelere maddi yardımların yapılması için oluşturulan Yeşil İklim Fonu’nun işler hale gelmesi de Bonn’daki toplantılarda gündemde yer alıyor. Katkıda bulunmaları için gelişmiş ülkelere çağrılarda bulunuluyor. G20 üyesi olmakla övünen Türkiye de Yeşil İklim Fonundan yardım almak için temaslarda bulunuyor.

Bonn aynı zamanda Almanya’nın en eski ve en fazla karbon salınımı yapan termik santrallerinden birinin bulunduğu bir şehir. Bonn’daki toplantı başlamadan önce yapılan alternatif forumda çevre örgütleri burada bir araya geldi. Bonn’a çok yakın olan bu termik santralde aktivistler bir eylem gerçekleştirdi. 11 Kasım cumartesi günü Bonn sokaklarında 2000 kadar aktivist renkli bir protesto düzenledi.

Almanya’da termik santrallerin kapatılması için son yıllarda işgal eylemleri yapılıyor. Termik santrallerin genişlemesi için yapılan ağaç katliamını engellemek için dünyanın çeşitli yerlerinden gelen aktivistler ormanlarda kamp kurmuşlardı ve birkaç senedir bu kamptaki direnişleri devam ediyor. ABD’de ise çevre örgütü Sierra Club’ın başlattığı Beyond Coal kampanyası ülkede termik santrallerin yarısının kapatılmasında büyük rolü oynamıştı. Sierra Club, Obama döneminde termik santrallerin kapatılmasında yakaladıkları oranı Trump döneminde de sürdürmeyi başardıklarını açıkladı. Bu kampanyanın Avrupa’ya yayılmasıyla birlikte tüm Avrupa ülkelerinin tamamen kömürden uzaklaşması için yerelde ve Avrupa genelinde çalışmalarda bulunuyorlar.

Şu an itibariyle Avrupa’da İngiltere, Fransa, İtalya, Hollanda, Portekiz ve Baltık ülkeleri kömürden tamamen uzaklaşacaklarını beyan ettiler. 28 Avrupa ülkesinin de tamamen yenilenebilir enerjiye geçmesi bu iklim kampanyalarıyla hedefleniyor. Ancak bunlar küresel ısınmayı durdurmak için oldukça yetersiz.

İklim değişikliğinin sorumlusu olan devletlere ve şirketlere karşı mücadele devam ediyor olmakla birlikte kapitalizmin doğasında bulunan rekabet ve büyüme zorunluluğu iklim değişikliğine dair devletlerin ortak bir çözüm bulmasını imkansız kılıyor. Ekolojinin ve ekolojinin bir parçası olan insanlığın kurtuluşu bu nedenle çevre ve ekoloji mücadelelerini antikapitalist bir perspektifle inşa etmekten geçiyor.

15 bin bilim insanından acil uyarı!

180 ülke tamamından bir bilim insanın grubu tüm dünyayı acil bir şekilde uyardılar. 15 bin bilim insanının uyarısının başlığı şöyleydi: “Zaman bitiyor.” Bu, ikinci uyarı. 25 yıl önce 1700 önde gelen bilim insanı bir uyarı yapmış ve 1992 yılında acil önlemler alınmazsa dünyanın geri dönüdürülemez bir şekilde sakatlanacağını açıklamıştı.  25 yıl önce yapılan uyarılar dikkate alınmadı.

Bugün ise durum çok daha vahim. 15 bin bilin insanı uyarılarına “Biz korku yaratan insanlar değiliz” diyerek başlıyor. Oregan Eyalet Üniversitesi’nden ormancılık fakültesinden bir profesör “kanıtlarımızı korku yaratmaya çalışan yabancı çobanlıkla suçlayanlar yanılıyor. Biz verileri analiz ediyoruz. Uzun vadeli gözlemlerin sonuçlarını analiz ediyoruz. Sürdürülemez bir yolda hızla aşağı doğru gideyoruz.” diyerek yeni uyarının öneminin altını çiziyor. yeni uyarının tam adı  “Dünya Bilimcilerinin İnsanlığa İkinci Uyarısı.”

Uyarıyı yapanlar 1992 yılında yapılan ilk uyarıdan sonra olumlu adımların atıldığını da vurguluyorlar. Bu olumlu adılardan birisi Ozon tabakasının incelmesine neden olan süreçler konusunda atılanlar. Fakat genel olarak insanlık ilerleme maskesi altında berbat bir sınav veriyor. Temel çevre tehlikeleri ve acil dikkat siteyen hçbir konu dikkate alınmadı.

Bilim insanları dört önemli noktanın altını çiziyor bu konuda: 1. Sera gazının salımı azaltılmıyor , 2. Ormansızlaşma hızlnıyor, 3. Tarım üretiminde ve toprak kullanımında müthiş bir gerileme yaşanıyor, 4. Altıncı büyük kitlesel yokoluş sürecine girilmiş durumda.

Analizler, taze içme suyu ve kullanma suyunda yüzde 26 oranında kayıp olduğunu, hayvancılıktan çıkan pislikler nedeniyle ölü bölgelerde yüzde 75’in üzerinde artış yaşandığını ve karbondioksit emisyonlarında yılda üçte ikilik bir artış olduğunu gösteriyor. Üstelik insan nüfusunun artışı son hızla devam ediyor.

15 bin bilim insanı, hükümetleri bir dizi adım atmaya çağırıyor. Bunlardan birisi, korkunç boyutlara yükselen gelir dağılımındaki uçurumun artması. Küresel kapitalizmin gezegeni yok eden, yoksulları derin bir sefalete mahkum bırakan poltikalarına karşı kitlesel eylemleri örgütlemek tek çaremiz.

Emre Mert

(Sosyalist İşçi)