Antikapitalistler atölye düzenledi: Yeni bir iklim hareketine doğru

28.09.2017 - 08:58

Antikapitalistler kampanyası aktivistleri, geçtiğimiz hafta sonunda iklim atölyesinde buluştu.

Atölyenin "Geleceğimiz tehlikede: İklim yıkımı" başlıklı ilk oturumunda Nuran Yüce ve Özdeş Özbay konuşmacı olarak yer aldı.

IPCC’nin (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) raporlarının öneminden bahseden Nuran Yüce, BM’ye bağlı kuruluşun en önemli bilimsel verileri sunduğunu, bütün devlet liderlerinin de iklim değişikliğiyle ilgili bilgileri herkesten önce edindiğini dile getirdi. IPCC’nin sunduğu en iyi senaryoların devletlerin müdahalesiyle en kötü senaryolara dönüştürüldüğünü dile getiren Yüce, atmosferdeki karbondioksit oranının 407 ppm’e ulaştığını aktardı.

Geçtiğimiz her 30 yılın 10 yılında, 1850’lerin ortasından itibaren kaydedilen tüm dönemlere göre sıcaklık rekorunun kırılarak ilerlendiğini belirten Nuran Yüce, geçtiğimiz yıl Basra’da 54 derece ile tarihin en yüksek sıcaklığının kaydedildiğini ifade etti.

Tablo karanlık, Trump iklim yıkımını inkâr ediyor

İklim inkârcısı Trump’ın ise “Ben sıcaklık hissetmiyorum, siz hissediyor musunuz?” dediğini hatırlatan Antikapitalistler aktivisti Nuran Yüce, 1992’den bu yana deniz seviyelerinin ortalama olarak yıllık 7,6 cm yükseldiğini, bu yükselişin ilerleyen dönemde Tokyo’dan İstanbul’a birçok şehri ve tüm dünya nüfusunun %23’ünü etkileyeceğini dile getirdi.

Yüce şöyle konuştu:

“1998’den itibaren IPCC’nin bu tür raporlarının tüm dünyaya açıklandığını biliyoruz. Bugüne kadar iki tane uluslararası sözleşme iklim değişikliğini durdurma adına kotarılabildi. Birincisi Kyoto’ydu, ikincisi Paris Sözleşmesi’ydi. Paris, asla iklim değişikliğini 1,5-2 derecede tutacak bir durum ortaya koymadı, tüm ülkelere inisiyatif bırakıldı ve yaptırım konulmadı. Tablo bize kusursuz bir felaketi anlatıyor, bütün veriler. Buan rağmen 20 yıl içerisinde herhangi bir ciddi adım atılamamış durumda.”

Şirketlerin yenilenebilir enerjiye geçişi barışçıl bir biçimde kabul etmesi mümkün değil

İklim değişikliğiyle kapitalizm arasındaki ilişkiyi ele alan Özdeş Özbay ise sistemin rekabet ve sürekli büyüme özellikleri sebebiyle muazzam bir enerji kullanımına ihtiyaç duyulduğunu, aynı zamanda bu yüzden gerekli önlemlerini alınamadığını belirtti.

Şirketlerin, petrol ve kömür kullanmaya devam etmek için iklim değişikliğinin insan eliyle gerçekleşmediğini savunduğunu dile getiren Özbay, geri dönülmez bir yıkıma sebep olacak 2 derecelik artışı gerçekleştirecek miktarın beş katı kadar rezervin çıkarılmayı beklediğini ifade etti.

Neoliberalizmde devletlerin piyasayı şirketlerin lehine regüle ettiğini söyleyen Özdeş Özbay, ciddi toplumsal mücadelelerin sonucunda uluslararası anlaşmalarla kazanım elde edilebildiğini, ancak bunun yeterli olmadığını ve şirketlerin yasal kuralların üstünden dahi atladığı bu sistemin değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Küresel ısınmanın etkilerinin tamamen tersine döndürülemeyeceğini ancak sınırlandırılabileceğini belirten Özbay, fosil yakıtların derhal terk edilip yenilenebilir enerjiye geçişin şirketler tarafından barışçıl bir şekilde asla kabul edilmeyeceğini, bunun için toplumsal mücadelelerin gerektiğini söyledi.

Yeni bir hareket için

Atölyenin ikinci oturumu ise "Yeni bir iklim hareketine doğru" başlığıyla gerçekleştirildi.

Dünyada iklim hareketlerinin deneyimlerini aktaran Emre Mert, direnişin sadece karşı çıkma anlamına gelmediğini, bizim de bir şeyler ortaya koymamız gerektiğini söyledi.

Kuzey Dakota’da yerlilerin petrol boru hattına karşı mücadelesini anlatan Mert, bunun bütün yerli topluluklara örnek olduğunu, direnişi ezmek için ise Irak ve Afganistan işgallerinde görev almış bir güvenlik şirketinin kullanıldığını söyledi.

ABD’de Trump’a ve iklim yıkımına karşı Washington’da 29 Nisan’da 200 bin kişinin eylem yaptığını ifade eden Emre Mert, bundan önce 2014’te New York’taki Halkların İklim Yürüyüşü’nü ve 350.org kampanyasının Obama ve Clinton’ın iklim politikalarında yarattığı değişimleri anlattı.

Toplantının diğer konuşmacısı İdil Ügüt ise Türkiye’de de güçlü bir iklim mücadelesinin verildiğini, Küresel Eylem Grubu’nun kuruluşunu ve 2000’lerdeki hareketi anlattı.

1999’da Seattle’da başlayan antikapitalist hareketin deneyimlerini ve bunun Türkiye’deki ayağını anlatan Ügüt, iklim değişikliğiyle birlikte savaşlara, militarizme ve çok uluslu şiretklere karşı yürütülen aktivizme vurgu yaptı.

Toplantıda, İstanbul'da 2014’te gerçekleştirilen ve binlerce kişinin katıldığı İklim Adaleti Yürüyüşü’nden görüntüler izlendi.