Mega projeler hem ekolojiye hem ekonomiye zarar

15.11.2016 - 08:56

AKP hükümeti HES, nükleer, termik, maden ocakları, enerji nakil hatları, köprüler vb gibi projeleri hayata geçirmede çok ısrarcı bir tavır sergiliyor.

Bu projelere karşı çıkanları “vatan haini” “kökü dışarıda” ve “Türkiye’nin kalkınmasına engel olanlar”  diyerek suçlaması ve geniş kesimler açısından düşman olarak görülmesini sağlamaya çalışması sıkça uyguladığı yöntemler arasında. Savaş ortamı ile daha bir pekişen “yerli ve milli” konsepti içinde AKP hükümetinin bu ithamlarını daha artıracağı ise çok aşikâr. Ama burada,Türkiye’nin her bir bölgesinden oy aldığı ile övünen AKP hükümetinin yaşadığı ve daha fazla yaşayacağı temel bir çelişki var: Bu projelere yerellerde itiraz edenler arasında aynı zamanda AKP’ye oy verenler de var.

Bu projeler sadece yapıldığı yerlerde çevre yıkımına yol açmıyor, sadece yerellerdeki insanları etkilemiyor, bölgesel ve küresel düzeyde etkileri var. Seksen yeni kömür santralinin kurulacağı her yerde önce o bölgedeki insanların sağlığı, havası, suyu, toprağı olumsuz etkilenecek. Ama aynı zamanda bu termik santraller Türkiye’nin karbon salımını tavan yaptırarak tüm gezegenin sıcaklık artışına yol açacak ve küresel düzeyde etkide bulunacak. Tıpkı İstanbul ve İstanbullular için yapıldığı iddia edilen 3.köprü, 3.havalimanı, Kanal İstanbul gibi mega projeler sadece İstanbul il sınırları içinde kalan su varlıklarını ya da ormanlarını yok etmekle kalmayacak, çok daha geniş bir coğrafyayı ekolojik yıkıma uğratacak. Ekolojik yıkımın yanı sıra bu projeler kamu maliyesi açısından da birer kara delik. 

Kârlar şirketlere, ekolojik ve ekonomik zararlar bize

Bütün bu mega projeler özünde bir özelleştirme olan Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeli ile yapılıyor. Hala mülkiyeti kamuda denilerek kamusal varlıkların (araziler, sular, madenler) Yap İşlet Devret, İşletme Hakkı Devri gibi yöntemlerle uzun yıllar (49+49) işletme ve kullanma hakkı şirketlere veriliyor. Dünya Bankası’dan en fazla destek gören bu tür projeler ve yine Dünya Bankası’nın verilerine göre; “yükselen çevre ülkeler” sıralamasında 10 ülke içinde en fazla proje stokuna 510 milyar dolar ile Brezilya, 341 milyar dolar ile Hindistan ve üçüncü sırada 161 milyar dolar ile Türkiye sahip.

Şuanda Türkiye’de KÖİ kapsamında 34 proje sürmekte. Bu projelerin en büyük dördünün yatırım büyüklüğü 34 projenin üçte ikisinin büyüklüğüne denk geliyor. Bu dört projenin içinde ise 3. Havalimanı 14 milyar dolarlık yatırımı ile yüzde 38 paya sahip. Bu dört büyük projenin üçü İstanbul’da yapılıyor. Yerli ve yabancı sermayenin yatırımları ile gerçekleştiği, kamu kaynaklarından tek bir kuruşun harcanmadığı iddia edilen bu projeler de hükümet sadece yatırımları teşvik ettiğini söylüyor. Oysa bu projelerin her birinde devlet tarafından taahhüt edilen alım garantisi var. Örneğin, 3.Köprüyü yapan firma ancak belli bir sayıda araç her gün köprüden geçerse ancak yatırım maliyetimi karşılayıp, kâra geçebilirim diyor, hükümet de merak etme sizin için gerekli sayının altında kalınırsa biz size geçmeyen araçlar için ödeme yaparız diyor. Toplam işletme süresi 15 yıl olan Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi için 13 milyar dolar, işletme süresi 8 yıla yakın olan Kuzey Marmara Otoyolu Projesi (Üçüncü Boğaz Köprüsü dâhil) için 6 milyar dolara yakın talep garantisi verilmiş. 3. havalimanı için Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ilk 12 yıl için toplam 6.3 milyar avroluk sadece dış hat ve transitleri kapsayan yolcu garantisi sağlamış. Avrasya Tüneli için ise garanti edilen araç geçişi günde 70 bin. Bütün bu garantiler Türkiye ekonomisinin en az yılda yüzde 4-5 dolayında büyüyeceği senaryosuna dayanıyor. Oysa 2008 finans krizinin etkilerinin hala devam ettiği, büyüme oranlarının bir türlü istenen sevilerde olmadığı, ekolojik krizin maliyetinin her geçen gün artığı bir dünya içindeyiz. Hükümetin belirlediği büyüme oranları gerçekçi değil. Ama hükümetin her birimizin üsteleneceği ne ekolojik ne de ekonomik maliyeti umursadığı var.  Büyüme oranları yakalanmaz ve şirketler kâra geçemezse, şirketlere ödemeyi bizden aldığı vergiler ile yapacak.

Nuran Yüce

(Sosyalist İşçi)


YAZARLAR

Roni Margulies
Erdoğan'ın işi zor
Sennur Baybuğa
Meclisimiz