Cumartesi Anneleri'nde 650. hafta: “Kemiklerini bulsam gömmeyip sırtımda taşıyacağım”

09.09.2017 - 15:00

Gözaltında kaybedilenler için Cumartesi Anneleri’nin her hafta gerçekleştirdiği oturma eyleminin 650. haftasında, Bingöl’de evine yapılan baskınla gözaltına alınarak kaybedilen Hüseyin Morümbül’ün akıbeti soruldu.

Saat 12.00’de Galatasaray Meydanı’nda başlayan oturma eyleminde ilk olarak Arjantin’de 1 Ağustos’ta gözaltına alınan ve kendisinden haber alınamayan insan hakları aktivisti Santiago Maldonado’nun durumuna dikkat çekildi.

Ardından ise oğlunu bulamadan yaşamını yitiren anne Fatma Morsümbül’ün geçtiğimiz yıl hasta yatağından Cumartesi eylemine gönderdiği mektup okundu. “Kemiklerini bulsam gömmeyip sırtımda taşıyacağım” diyen annenin mektubu katılımcıları oldukça duygulandırdı.

Eylemde, yıllarca Morsümbül ile birlikte mücadele eden Ali Ocak öz aldı. Ocak, anne Morsümbül’ün oğlunu ararken aynı zamanda 12 Eylül cuntacılarından hesap sormak için de mücadele ettiğini ifade etti. Bütün saldırılara rağmen mücadelesinden hiç vazgeçmediğini ve onun bıraktığı mücadeleyi geride kalanlar olarak devam ettireceklerini ifade etti.

Morsümbül ailesi adına söz alan Şahin Morsümbül ise 37 yıldır adalet arayışının sürdüğünü belirttikten sonra duygulanması nedeniyle konuşmasını tamamlayamadı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına bu haftaki basın açıklamasını ise Mine Nazari okudu.

Türkiye’de yaşanan “hukuk krizi” çözülmedikçe gözaltında kaybedilenler için adalet arayışının sonuç getirmeyeceği ifade edilerek başlanan açıklamanın devamında Hüseyin Morsümbül’ün kaybediliş süreci anlatıldı:

“12 Eylül askeri darbesinin ardından 18 Eylül 1980 akşamı Morsümbül ailesinin Bingöl’deki evi asker ve polisler tarafından basıldı. Bingöl Lisesi’nde öğrenci olan çocukları Hüseyin gözaltına alınarak Bingöl Askeri Tugay Komutanlığı’na götürüldü.

Onu soran ailesine Hüseyin’in yüksek güvenlik önlemleri ile korunan taburdan kaçtığı söylendi. Oğullarını arayan anne ve baba gözaltına alındı. Baba Hanefi Morsümbül ağır işkence gördü.

Anne Fatma ve baba Hanefi Morsümbül askeri savcılığa giderek ifade verdi. Olup bitenleri savcıya anlattı ve sorumlular hakkında şikâyetçi oldu. Ama Hüseyin’in kaybedilmesiyle ilgili hiçbir işlem yapılmadı.”

Jandarma komutanı itiraf etti, savcı “kovuşturmaya yer yok” dedi

Açıklamanın devamında, olaydan 4 yıl kadar sonra o dönem Bingöl Askeri Tugay’da asker olduğunu, vicdan azabı çektiğini söyleyen bir kişinin Morsümbül ailesine telefonla ulaştığı, Hüseyin'in işkencede öldürüldüğünü ve battaniyeye sarılarak taburdan götürüldüğünü söylediği aktarıldı.

İHD’nin 2011 yılında yaptığı suç duyurusu ile Bingöl Savcılığı’nın yeni bir soruşturma başlattığı belirtilerek şu bilgiler paylaşıldı:

“Soruşturma kapsamında savcıya ifade veren dönemin Bingöl İl Merkez Jandarma Bölük Komutanı Durmuş Kıvrak, ‘18-23 Eylül tarihlerinde mazeret izni kullandığını, izin dönüşü masasında isimsiz bir ihbar mektubu bulduğunu, mektupta Hüseyin Morsümbül isimli şahsın gözaltına alındığı, gözaltında astsubaylar tarafından dövülerek öldürüldüğü, alay komutanı ve astsubaylar tarafından arabaya konularak götürüldüğü yazılıydı’ dedi.

Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı derinleştirmek yerine, yaşam hakkına yönelik olan suçun zaman aşımına tabi olmadığını ama olayın üzerinden 35 yıl geçmesi nedeniyle delil toplanmasının hukuken ve fiilen çok güç olduğu ve dava açmayı gerektirecek yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile 20 Ekim 2015 tarihinde ‘ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’ verdi.”

Bu karar için Bingöl Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz edildiği ve itirazın henüz sonuçlanmadığı belirtilen açıklama, faillerin belli olduğu ifade edilerek adalet talebiyle sona erdi.

(Kızıl Bayrak)